Bloguma dair...


Merhaba,
Daha önce blog yazmaya nasıl karar verdiğimi şu yazımda uzun uzadıya anlatmıştım. Malesef açtığım günden bu yana pek fazla yol katettiğim söylenemez. Zaman zaman keşke açmasaydım dediğim oldu ya da artık yazmayacağım dediğim. Hatta daha da ileri gidip blogu kapattığım bile oldu. Beni o aşamalara getiren, postu okumadan yorum yapanlardı. Hiç unutmuyorum bir postta kullandığım üründen hiç memnun kalmadığımı anlattığımda altına şöyle bir yorum gelmişti '' Güzel ürüne benziyor '' arkadaşım ben üründen nefret etmişim sen ne diyorsun? Belli ki sadece fotoğrafa bakmış ve yorum yazmak için yazmıştı. Bunu yapma gereği neden duymuştu ? birçok sebep yazabiliriz buraya evet, eminim sizde bu sebeplere katılırsınız. O dönemlerde bu blog işlerinden soğuduğumu söyleyebilirim hatta bunu başka yazılarda da birçok kez dile getirdim. Uzun süre yazmadığım zamanlar oldu sonra geri geldim, içimi güzel hevesler kaplamıştı yeniden. Günde 5 tane yazı yazmak istiyordum ama öyle uyduruk şeyler olmasın, yazmak için yazmayayım deyip kendimi engelliyordum. Blogum açılalı 2.5 yıl olmuş bu süreye baktığımızda içerik sayısı oldukça az. Sebebi hep bu gelgitler.

Son bir haftadır bir yazma aşkı geldi ve yeniden depreşti hevesli hallerim. Bu post yayınlandığında 90 adet yazı olacak arşivimde. 200 küsur takipçi. Bu gün rakamların çok da fazla önemli olmadığını anladım. Buna etki eden faktör ise eski yazılarıma gidip onları okumamdı. Sabah 8'den 18:00 'e kadar çalışıyor olmama rağmen ne de güzel vakit ayırmışım kendi sevdiğim, uğraşmaktan keyif aldığım hobime. Ne de çok özen göstermişim (ya da göstermeye çalışmışım) görsellerime. Unuttuğum şeyleri hatırladım ben bu gün.  Tıpkı günlük okurken hissettiğim gibi tebessümle. İlk zamanlar adımdan sanımdan bahsetmez görüntümü gizlerken ilerleyen zamanlarda adım ve soyadımla kapatmışım yazılarımı. Özel anlarımı paylaşmışım, yaşayan bir blog olmuşum farkında olmadan. Günden güne özelleşmiş güzelleştirmiş sayfam.

Varsın okumadan yorum yapan olsun, varsın hiç yapmasınlar. Okuyanlara, keyfime ortak olanlara, bana iyi dilekler gönderenlere tabii ki lafım yok. Diğer her şeye gözlerimi kapatım bloguma demek istediğim iki satır sözüm var;
İyi ki açmışım seni blog! ve iyi ki yaşayan bir blog haline getirip hayatımın içine kadar, özelime kadar sokmuşum seni. Yoksa çekilecek gibi değilmişsin! yıllar sonra bana kalacak en güzel görsel şölen, en güzel günlük sensin...

Sevgiyle, 

Tuğçe Çalışkanerler

Popüler Yayınlar