15 Ağustos 2016 Pazartesi

Yeni Evimin Güzel Tablosu | Tabloda.com




Merhabalar,
önümüzdeki ay Allah kısmet ederse düğünümüz var. Şu aralar tüm hızıyla hazırlık yapıyor, son detayları bitirmeye çalışıyoruz. Hal böyle olunca bir dekorasyon yazısı yazmakta fayda var dedim.

Evimin en gözde parçalarından biri olan güzeller güzeli kanvas tablom bu gün elime ulaştı. Evet nişan tablomuz var evet düğün tablomuz da olacak fakat bu kanvas tablo benim için oldukça özel. Nedeni ise içinde barındırdığı hikaye. O gün sevgilim önümde diz çökmüş, geri kalan ömrünü benimle geçermeye var mısın demişti. Ve her şey bir anda hızlandı. Yolunda giden ilişkimize evlilik start'ı verdiğimiz gündü o gün. Şu renklerin tatlılığına bir bakın tam tabloluk değil mi ama?

Şeker mi şeker pembe rengi, denizin huzur veren maviliği ile bu fotoğrafı inanılmaz çok seviyordum. Bununla birlikte içinde barındırdığı anlam ve aşk beni ayrıca duygulandırıyor. Unutturmuyor neye, nerden, nasıl başladığımızı.

Peki bu tatlı, minnoş, güzeller güzeli kanvas tabloyu nereden aldım size biraz bundan bahsedeyim;

Tabloda.com evet, bu siteye ilk girdiğimde mutfağım için güzel, renkli bana enerji verecek bir tablo seçmekti amacım. Bunun için oldukça çok seçenek vardı. Bu da güzelmiş diye üst sekmede açtığım tablolar tabir-i caizse dağ olmuştu. Ama bir dakika ne kendi tablonuzuda tasarlayabilirsiniz mi? işte bu benim için harika olmuştu. Çünkü benim tablo diye bahsettiğim bir fotoğrafım zaten vardı. Hemen bu fotoğrafımızı seçerek sipariş verdim. Siparişimin durumunu mail kanalıyla sorduğumda 3-4 dakika sonra hemen yanıt geldi ve durumu hakkında gerekli bilgilendirme yapıldı. Ben evde olmadığım için kargoyu annem teslim aldı. Bana ilk söylediği şey :

 ''Tuğçe capcanlı renkleri olan, çok güzel bir tablo olmuş.'' 

Eve gidip tabloyu gördüğümde bende aynı şeyleri söyledim. Birbirinden farklı çeşit çeşit modelleri ile evinizin havasını değiştirecek bu kanvas tablolara bir bakın derim. Ya da benim gibi ''tablo gibi fotoğraf be! '' dediğiniz bir anınızı gerçek bir tablo haline getirin. Karar sizin, zevk sizin :) Aşağıya fotoğrafın orjinal halini bırakıp, tablomu  asacağım duvarı belirlemeye kaçıyorum. Buyrun ikisini karşılaştırın samimiyetime bir de bu açıdan bakın.Tüm bu güzel kanvas tablolara www.tabloda.com adresinden  ulaşabilirsiniz. Öpüldünüz, Tuğçe.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Bloguma dair...


Merhaba,
Daha önce blog yazmaya nasıl karar verdiğimi şu yazımda uzun uzadıya anlatmıştım. Malesef açtığım günden bu yana pek fazla yol katettiğim söylenemez. Zaman zaman keşke açmasaydım dediğim oldu ya da artık yazmayacağım dediğim. Hatta daha da ileri gidip blogu kapattığım bile oldu. Beni o aşamalara getiren, postu okumadan yorum yapanlardı. Hiç unutmuyorum bir postta kullandığım üründen hiç memnun kalmadığımı anlattığımda altına şöyle bir yorum gelmişti '' Güzel ürüne benziyor '' arkadaşım ben üründen nefret etmişim sen ne diyorsun? Belli ki sadece fotoğrafa bakmış ve yorum yazmak için yazmıştı. Bunu yapma gereği neden duymuştu ? birçok sebep yazabiliriz buraya evet, eminim sizde bu sebeplere katılırsınız. O dönemlerde bu blog işlerinden soğuduğumu söyleyebilirim hatta bunu başka yazılarda da birçok kez dile getirdim. Uzun süre yazmadığım zamanlar oldu sonra geri geldim, içimi güzel hevesler kaplamıştı yeniden. Günde 5 tane yazı yazmak istiyordum ama öyle uyduruk şeyler olmasın, yazmak için yazmayayım deyip kendimi engelliyordum. Blogum açılalı 2.5 yıl olmuş bu süreye baktığımızda içerik sayısı oldukça az. Sebebi hep bu gelgitler.

Son bir haftadır bir yazma aşkı geldi ve yeniden depreşti hevesli hallerim. Bu post yayınlandığında 90 adet yazı olacak arşivimde. 200 küsur takipçi. Bu gün rakamların çok da fazla önemli olmadığını anladım. Buna etki eden faktör ise eski yazılarıma gidip onları okumamdı. Sabah 8'den 18:00 'e kadar çalışıyor olmama rağmen ne de güzel vakit ayırmışım kendi sevdiğim, uğraşmaktan keyif aldığım hobime. Ne de çok özen göstermişim (ya da göstermeye çalışmışım) görsellerime. Unuttuğum şeyleri hatırladım ben bu gün.  Tıpkı günlük okurken hissettiğim gibi tebessümle. İlk zamanlar adımdan sanımdan bahsetmez görüntümü gizlerken ilerleyen zamanlarda adım ve soyadımla kapatmışım yazılarımı. Özel anlarımı paylaşmışım, yaşayan bir blog olmuşum farkında olmadan. Günden güne özelleşmiş güzelleştirmiş sayfam.

Varsın okumadan yorum yapan olsun, varsın hiç yapmasınlar. Okuyanlara, keyfime ortak olanlara, bana iyi dilekler gönderenlere tabii ki lafım yok. Diğer her şeye gözlerimi kapatım bloguma demek istediğim iki satır sözüm var;
İyi ki açmışım seni blog! ve iyi ki yaşayan bir blog haline getirip hayatımın içine kadar, özelime kadar sokmuşum seni. Yoksa çekilecek gibi değilmişsin! yıllar sonra bana kalacak en güzel görsel şölen, en güzel günlük sensin...

Sevgiyle, 

Tuğçe Çalışkanerler

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Bride To Be Party !


Selaaaaaammm!

Bekarlığa veda partisi yapmayı nişanlandığım ilk günden beri düşünüyordum. Nerede yapacağım, nasıl yapacağım gibi konuların üzerinde hiç durmadım. hep akışına göre hareket ettim. Parti sonuçta, eğlenmek yegane amaç. :)

Gelgelelim zaman daralıyordu artık vakit gelmişti. Son ay'a bırakmamakta yarar var çünkü son bir ay bütün haftasonları dolu oluyor. Her adım için haftalar öncesinden tarihler konuluyor. Yok mobilyası gelecek yok beyaz eşyası derken kendine zaman ayıramıyor insan. En iyisi mi hiç bu işler başlamadan patlat gitsin kızım tuğçe dedim partiyi.

Kızkıza olacak makul bir bekalığa veda partisi için kolları sıvadım.
Aşırı bir kalabalık istemiyordum. Muhabbet dağılmasın, kimse kendini yabancı hissetmesin diye en yakınlardan oluşan bir WhatsApp grubu kurdum önce. Herkese uygun olan bir tarih kafada az çok oluştu.

Sıra mekan ve fiyat arıştırmasındaydı. Fırsat35.com  'da gezinirken Tek Tek Meyhanesi'ni buldum. Kişi başı fiyatı herkese uyacak şekilde uygundu. Bu işler alman usulü olur genelde. Canlı müzik olması benim için en önemli kriterdi ki nitekim oda vardı. Evime de yakın olunca tamam dedim bu olsun. Mekanın tasarımı vs hepsi içime sinmişti. Kızlarla konuştum hepsinden okeyi aldıktan sonra internet üzerinden kuponlarımızı aldık sonrasında mekanı arayıp istediğimiz günü rezerve ettirdik. 

Cumartesi günü parti için en uygun gündü. ertesi gün tatil herkes rahat eder dedim fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve biz partiyi salı günü yapmak zorunda kaldık. Evet bildiğin salı günü vur patlasın çal oynasın :) 

Hiç enerjimizi düşürmeden bir güzel hazırlandık. Ertesi gün işe gidecekmişiz falan hepsini unuttuk tek bir amacımız vardı oda eğlenmek. Ki eğlencenin dibine vurduk desem yetersiz bir cümle olur. O derece yani :) Peki birazda hazırlıklardan bahsedelim. 

Partiye nasıl hazırlandık ? 

Genelde gelin olacak olan kızlar beyaz bir elbise giyer partide ama benim elbisemde bir aksilik oldu ve ben siyah giydim. Evet salı günü parti simsiyah elbise. :) Bu tür kalıplara asla takılmadım. Hele ki bu sene öyle bir rahatlık geldi ki bana sormayın gitsin. Kendimi mutlu hissediyorsam elbisenin,mekanın,günün ne önemi vardı ki?

Mekana gitmeden önce neler aldık ?

Arkadaşlarım sağolsunlar bana hiçbir şey aldırmadılar. Kendileri gidip parti malzemelerini almışlar.
Bride to be gözlükleri, geline beyaz taç, arkadaşlarına mor tüllü taçlar, gümüş rengi harf balonlar (Yusufcan ve Tuğçenin baş harflerinden) , konuşma balonları hepsi alınmış. hatta Deryacığım sağolsun gelenlere hediye etmek için bir şeyler yapacaktı ama ben istemedim. Nikahta yaparız onları dedim.

Gittiğimizde mekanda kimse yoktu. Hatta bizim günümüz bitene kadar 2 masa hariç hiçbir masa dolmadı. Haftanın tam ortası yahu insanlar ne yapacak gelip :) 
Dolayısı ile canlı müzik hep bizim masanın önünde çaldı, söyledi. O kadar güzel söylüyordu ki ben dayanamayıp ekstra içeçek bir şeyler daha söyledim herkese. Biraz rahatladıktan sonra attık kendimizi sahneye. Mekan boş her yer bizim oyna oynayabildiğin kadar :)

Hayatım boyunca unutamayacağım kadar güzel ve eğlenceli bir gün geçirdim. Gün bitene kadar doyasıya eğlendik. Hele ki Niluş hele ki niluş :)

Deryacığım herkesten önce kalktı yolu uzun olduğu için. Biz hep birlikte kalktık. Arkadaşım niluş gece bizde kaldı sabah tam 6'da uyandık ama  iş yerinde nasıl çalıştık ne siz sorun ne biz söyleyelim. Cumartesi yapmakta fayda olduğunu bir kez daha anladık.

Fakat değdi mi ? derseniz fazlasıyla derdim...


Bu yazıyı okuyan herkes daha mutlu, daha eğlenceli günler yaşasın inşallah.
Sevgiyle,
Tuğçe Çalışkanerler

Uşak Ulubey Kanyonları || Cam Teras


Merhabalar,

Bayramın son günü çisemciğimin (nişanlımın kız kardeşi) yanına gitmek için plan yapmıştık. Çisem Uşak Eşme’ye gelin gitti artık orada oturuyor. Ben ilk kez gideceğim için ne yollar hakkında ne de gezilecek yerler hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sabah erkenden yola çıktık kaçta orda olduğumuzu hatırlayamıyorum ama erken saatlerdi hep birlikte oturup kahvaltı yaptık önce. 

Kahvelerimizi içtikten sonra hazırlanıp çisemin kayınvalidesinin yaşadığı köye ziyarete gittik. Benim anneannem ve babaannem zamanın yaşadıkları yerlerden İzmir’e göç etmiş bir daha da hiç geri dönmemişler bu sebeple ben köy’e hep gezmek için giden taraf oldum. Hayvancılıkla uğraştıkları için yaşadıkları alan oldukça büyük ve hareketliydi. Biraz oturduktan sonra Ulubey kanyonlarına ve cam terasa gitmek için hep beraber yola çıktık.




İlk olarak cam terasa giriş yaptık  giriş ücreti 3 TL’ydi. İlk başlarda biraz ürkmedim desem yalan olur. Çok hoş gözüküyor fakat camın üstünde durup aşağıya bakmak insanı biraz ürkütüyor. Gezerken akılda hep aynı soru acaba kırılır mı? Fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere genelde hep demirlerin üzerinden yürüdüm. (bir akıllı benim sanki) Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülerek inşa edilmiş olsa da insan korkuyor işte :) şimdi düşününce keşke camın üzerinde daha fazla dursaydım diyorum. Malum insan her gün cam terasta gezmiyor :)


 Etrafı, kanyonun büyüklüğü, yaptıkları alan bence oldukça güzeldi. Aynı zamanda tam fotoğraflık. Fotoğraf makinemi götürmediğim için pişman oldum doğrusu. Aman nasıl olsa telefon var deyip çıktım evden ama muazzam pozlar yakalayabilirmişim.



Cam terasın ardından bir kafeye oturup bir şeyler içtik. Doğa manzarası, sakinlik çok güzeldi. İnsan ülkesinde ne kadar güzel yerler olduğunu keşfettikçe anlıyor.
Bu tarz doğal yerleri fazla anlatmak olmaz. Gitmek, görmek, yaşamak gerek.
O halde öznel düşünceleri bir kenara bırakıp, kanyon ve cam teras hakkında daha nesnel bilgiler vermem gerekirse,



Kanyon, 
Dünya yüzeyinde nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere denir. Kalker kayalar içinde, akarsuyun derine aşındırmasıyla oluşur. Kanyon; güçlü ırmakların kireçli olmayan bölgelerde kazdıkları derin vadileri belirtir. Kanyonların kenarları çok sarp boğazlar biçiminde ortaya çıkar. Kayaların kenarları aşındırmaya karşı gösterdikleri dirence bağlı olarak çeşitli şekiller alır.

Ulubey Kanyonu, 
Uşak  ilinin Ulubey ilçesi sınırları içerisinde bulunuyor. Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan kanyonlardan oluşuyor.

Ulubey Cam Teras, 
12 m uzunluğu 14 m genişliği ve 135 m kare alanı ile gemi güvertesi şeklinde tasarlanmış. Amerika’daki Arizona Kanyonlarından sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu olarak biliniyor. Metrekareye düşen ağırlık 801,2 kg. 30 mm kalınlığa sahip olan camlar kurşungeçirmez özellik taşıyor. Henüz yeni sayılan cam teras için ilerleyen dönemlerde asansör projesi düşünülüyor. Böylece ziyaretçiler kanyon zeminine de inebilecek.


Sevgiyle kalın Tuğçe Çalışkanerler.



.

Nişanlılık Dönemi-2 | 2016 Yazı


Merhabalar!

Ah şu yazıları bir düzene sokabilsen tuti. Ah tuti ah…

Ayda bir kere ya yazabiliyor ya da yazamıyorum. Her zaman olduğu gibi buna bir sürü sebep bulabilirim tabi ama bazen tüm bunların bahane olduğunu düşünmüyor değilim. İnşallah düğün sonrası düzene girecek desem de yok yeni eve internet bağlantısı yok yeni bir bilgisayar vs vs. gene bir şeyler çıkar herhalde bakalım.

Son yazdığım yazılara bakınca blog blogluktan çıkmış günlük defteri olmuş iyi mi :) ne gittiğim yerler kalmış ne kozmetik ne de okuduğum kitaplar. Bunun sebebi çok açık aslında, yeni hiçbir şey denemiyorum. :) Düğüne az kaldı her şey çeyize alınıyor, elde olanları da kullanıp bitirmeye çalışıyorum. Ekim gibi yazılacak çizilecek yeni birçok ürün olacak elimde denediğim, gözlemlediğim ama şu an yok. Normalde her sene bu zamanlar bir otel yorumu yapar, sevdiğim sevmediğim yönlerini yazardım fakat bu sene tatile de çıkmadık malum esas tatil düğün sonrası olacak :)

Şimdilerde odamın her yerinde koliler var. Yalnızca elbise dolabımdan kıyafet alıp odadan çıkıyorum yatak dâhil olmak üzere her şey kaldırıldı yerini çeyizler aldı. E havalar da zaten epey sıcak olduğundan artık salonda yatıyorum :) önümüzdeki bir ay en yoğun zaman olacak. Çeyizler hazırlanacak, mobilyalar beyaz eşyalar gelecek, çeyiz gidecek vs. vs. vs. iş çok ama Allah hepsini ağız tadı ile gerçekleştirmeyi nasip etsin tek duam bu.

Düğünlerin arkası hiç kesilmiyor her haftasonu bir düğün :) yukarıdaki fotoğrafta yine bir düğünden  haftasonu kuzenim ve sevgililik dönemine çok yakından şahit olduğumuz arkadaşlarımız evlendi. Allah ikisinide mesut etsin inşallah.




Bu yaz epey hızlı geçiyor sanki.  Geçenlerde bekarlığa veda partimi yaptım bile. Onunla ilgili bir post yazsam mı yazmasam mı çok kararsızım iyice günlüğe bağladım işi :) Belki parti detayları olarak bir post fena olmaz. O değil de Ağustos nasıl geldi hiç anlamadım. En son farklı olarak Uşak’a çisemin yanına gittik. Gitmişken de gezdik tabii Ulubey kanyonlarını ve cam terası. Şimdi fırsat bulmuşken Uşak için bir Gittiğim yerler yazısı yazayım diye oturdum pc başına ama bir baktım yazı bambaşka yere gitti ben de bozmadım, yazdım :) bahane ile iyi bir durum güncellemesi oldu. Şimdi bu yazıyı burada sonlandırıp Cam terası yazacağım.

Durumlar böyle. Sevgiyle, huzurla kalın…



Tuğçe Çalışkanerler