21 Mart 2016 Pazartesi

Gül Kokulu Isparta


Şubat ayının ilk hafta sonu anlaştığımız gibi Isparta’ya gitmek üzere tüm hazırlıkları tamamladık. Babadan izin alındı, giderken yenilecek abur cuburlar stoklandı. Çaylar demlenip termosa döküldü…
İlk defa gidecektim Isparta’ya. Sevgilimin çocukluk arkadaşı kardeşim dediği insan ve aynı zamanda biricik arkadaşım Nilayımın sevgilisi Isparta’da asker. Onu ziyaret etmek yerinde görmek için ben, sevgilim, niluşum ve neco düştük yollara. İstikamet İzmir’den Isparta’ya.
Cumartesi günü akşam 23.00 gibiydi yola çıktığımızda. Sabaha karşı orda olalım da Pazar gününden tam faydalanalım diye. Sevgilim direksiyonda neco yan koltukta bizde niluşumla arkada çiğdemdi çerezdi derken gelsin çaylar gitsin kahveler çok güzel bir yolculuktu. O hafta her yerde buzlanma uyarısı olduğundan oldukça yavaş ve temkinli gittik. Aydın’a geldiğimizde bir benzinlikte durduk ayaklarımızın tutulduğunu hissettik resmen. Niluşum sinirlenmiş olacak ki eh yeter be diye bir bağırdı etrafa karşı. Sitemi arabaya tabii bize değil. Benzinlikte baya bi güldük sanırım çevredekiler bizi sarhoş falan sanmıştır ama olsun işin eğlencesi de orasıydı.
Arabaya tekrar binip yola devam ettik.Buzlanma arttı biraz korkmadım desem yalan olur. Neyse ki direksiyondaki beyefendiye güvenim sonsuzdu. Uyumuş kalmışız arkada niluşumla. Gözümü açtığımda Isparta çarşıda dönüp duruyorduk. Beyler acıkmış tabii :) çorbacı arıyorlar. Biz inmedik uyumaya devam ettik. Yol boyunca 3 kg çay içen neco, çorbacıda da durumu bozmayıp çaya devam etti. :) :)
Sabah saat 05.00 askeriyeye gidip arabayı otoparka park etmek için izin istedik. Sağ olsunlar verdiler izni, girdik içeri. Amacımız saat 08.00 ‘e kadar uyumaktı ama nerdeee resmen buz gibiydi hava. Arabayı durdurunca donmaya başladık. Öyle böyle derken askerimiz çıktı. Hemen çarşıya gittik.
                                                       
         (gözlerden okunan yorgunluk)
Sıcacık bir Kafede kahvaltı yaptıktan sonra e Isparta’yı gezmemek olur mu? Olmaz tabi.
Isparta’nın gülü meşhurmuş. Bu sebeple adım attığınız her yerde gülden yapılmış alternatif ürünler satan dükkânlar çıkıyor karşınıza. Birçoğunu gezdik. Çok güzel pembe gül kokulu tespihler aldım. Gül suyu, gül kolonyası, gül reçeli, sabun vs…
Bunları isterseniz tek tek alırsınız ya da hediye etmek isteyenler için çok hoş hediye sepeti şeklinde hepsinin bulunduğu boy boy süslü sepetler yapmışlar. Biraz daha gezdikten sonra yeniden kafeye geçip muhabbet edip hasret giderdik. Ama vakit yaklaşmıştı zaman teslim olma zamanıydı…
(Bu görsel alıntıdır. Ben çekmeyi unutmuşum)
İki sevgili birbirine sarıldılar ve askeriyeye doğru el salladık emrenin arkasından. Sanırım günün en hüzünlü anıydı. Emre teslim olduktan sonra biz tekrar yollara düştük ama uykusuzluk artık kendini iyice göstermeye başlamıştı. Bu sefer çayımızda yoktu. Neco ne kadar uğraştıysa da termosu dolduracak bir benzinlik bulamadı. Bulduğunda ise artık çok geçti biz bir güzel uyumuştuk. Sevgilim hala direksiyonda…
Aydın’da uyandırdılar bizi pide yemek için. Biz yok uyuyacağız aç değiliz desek de onlardan çok yedik vallahi. Saat 22.00 civarı evdeydim. Eve nasıl girdim, duş alıp nasıl uyudum hatırlamıyorum ama çok güzel ve eğlenceli bir hafta sonu geçirdiğimiz doğrudur.
Belki yolumuz yeniden düşer sana, gül kokulu güzel Isparta…