21 Mart 2016 Pazartesi

ÇEYİZ ALIŞVERİŞİ : O MU BU MU?


Selam!
Birkaç aydır yakaladığım her arkadaşıma bu soruyu soruyorum ayy canım sence o mu bu mu?
Ya da bir değişiği :)
-ya ben böyle bir şey beğendim sence nasıl? ay bak doğru söyle!
- aa gel bak sana beğendiğim mobilyaları göstereyim de fikir ver.
Hep bir onaylanma isteği hep bir evlilik muhabbeti. Bıktırttım biliyorum ama üzgünüm dostlar birkaç ay daha çekeceksiniz beni. :) Napayım çok hoşuma gidiyor bunlarla ilgilenmek, üzerine konuşmak. Hazır muhabbet buraya gelmişken sevgili blog dostlarıma da sormadan edemeyeceğim aranızda benden önce evlenen nişanlanan birçok kişi var ne de olsa anlarsınız benim derdimden.
Mesela şu küçük detay gibi gözüken ama aylardır üzerine düşündüğüm mutfak tezgahımın üzerinde duracak olan çay,tuz,kahve üçlüsü. Bunun için üç model beğendim ama hala karar verebilmiş değilim.


1. Biev’ in meşhuurrr pembe 3lü saklama kapı



Kendi sitesinde 85,00 TL  sizce de çok minnoş değil mi? Acaba kullanımı nasıldır bide o var tabii. Mutfağım abartmayacak şekilde gözüme şirin gözüksün istiyorum. Malum işten gelip yemek yapmak motivasyon isteyecek gibi.
 
2. Markafoni’ de bulduğum sweet love serisi 3lü saklama kabı


Markafoni’ nin pazartesi fırsatı adlı bölümün içerisinde buldum. Fiyatı 39,99 TL Oldukça sade ve güzel duruyor ama kahveyi bayatlatır mı diye düşünmeden edemiyorum.
3. Gene Markafoni’ de bulduğum Butterfly serisi




Bu da 46,99 TL pek tatlı cıvıl cıvıl gözüküyor. Kapağında silikon var gibi görüyorum ama emin olamadım.
Şimdilik bu üçü arasında kararsızım yarın belki dörde çıkar. :):):):)
Yok mu bir akıl verecek olan?
Sevgiyle kalın Tuğçe.


 

Gül Kokulu Isparta


Şubat ayının ilk hafta sonu anlaştığımız gibi Isparta’ya gitmek üzere tüm hazırlıkları tamamladık. Babadan izin alındı, giderken yenilecek abur cuburlar stoklandı. Çaylar demlenip termosa döküldü…
İlk defa gidecektim Isparta’ya. Sevgilimin çocukluk arkadaşı kardeşim dediği insan ve aynı zamanda biricik arkadaşım Nilayımın sevgilisi Isparta’da asker. Onu ziyaret etmek yerinde görmek için ben, sevgilim, niluşum ve neco düştük yollara. İstikamet İzmir’den Isparta’ya.
Cumartesi günü akşam 23.00 gibiydi yola çıktığımızda. Sabaha karşı orda olalım da Pazar gününden tam faydalanalım diye. Sevgilim direksiyonda neco yan koltukta bizde niluşumla arkada çiğdemdi çerezdi derken gelsin çaylar gitsin kahveler çok güzel bir yolculuktu. O hafta her yerde buzlanma uyarısı olduğundan oldukça yavaş ve temkinli gittik. Aydın’a geldiğimizde bir benzinlikte durduk ayaklarımızın tutulduğunu hissettik resmen. Niluşum sinirlenmiş olacak ki eh yeter be diye bir bağırdı etrafa karşı. Sitemi arabaya tabii bize değil. Benzinlikte baya bi güldük sanırım çevredekiler bizi sarhoş falan sanmıştır ama olsun işin eğlencesi de orasıydı.
Arabaya tekrar binip yola devam ettik.Buzlanma arttı biraz korkmadım desem yalan olur. Neyse ki direksiyondaki beyefendiye güvenim sonsuzdu. Uyumuş kalmışız arkada niluşumla. Gözümü açtığımda Isparta çarşıda dönüp duruyorduk. Beyler acıkmış tabii :) çorbacı arıyorlar. Biz inmedik uyumaya devam ettik. Yol boyunca 3 kg çay içen neco, çorbacıda da durumu bozmayıp çaya devam etti. :) :)
Sabah saat 05.00 askeriyeye gidip arabayı otoparka park etmek için izin istedik. Sağ olsunlar verdiler izni, girdik içeri. Amacımız saat 08.00 ‘e kadar uyumaktı ama nerdeee resmen buz gibiydi hava. Arabayı durdurunca donmaya başladık. Öyle böyle derken askerimiz çıktı. Hemen çarşıya gittik.
                                                       
         (gözlerden okunan yorgunluk)
Sıcacık bir Kafede kahvaltı yaptıktan sonra e Isparta’yı gezmemek olur mu? Olmaz tabi.
Isparta’nın gülü meşhurmuş. Bu sebeple adım attığınız her yerde gülden yapılmış alternatif ürünler satan dükkânlar çıkıyor karşınıza. Birçoğunu gezdik. Çok güzel pembe gül kokulu tespihler aldım. Gül suyu, gül kolonyası, gül reçeli, sabun vs…
Bunları isterseniz tek tek alırsınız ya da hediye etmek isteyenler için çok hoş hediye sepeti şeklinde hepsinin bulunduğu boy boy süslü sepetler yapmışlar. Biraz daha gezdikten sonra yeniden kafeye geçip muhabbet edip hasret giderdik. Ama vakit yaklaşmıştı zaman teslim olma zamanıydı…
(Bu görsel alıntıdır. Ben çekmeyi unutmuşum)
İki sevgili birbirine sarıldılar ve askeriyeye doğru el salladık emrenin arkasından. Sanırım günün en hüzünlü anıydı. Emre teslim olduktan sonra biz tekrar yollara düştük ama uykusuzluk artık kendini iyice göstermeye başlamıştı. Bu sefer çayımızda yoktu. Neco ne kadar uğraştıysa da termosu dolduracak bir benzinlik bulamadı. Bulduğunda ise artık çok geçti biz bir güzel uyumuştuk. Sevgilim hala direksiyonda…
Aydın’da uyandırdılar bizi pide yemek için. Biz yok uyuyacağız aç değiliz desek de onlardan çok yedik vallahi. Saat 22.00 civarı evdeydim. Eve nasıl girdim, duş alıp nasıl uyudum hatırlamıyorum ama çok güzel ve eğlenceli bir hafta sonu geçirdiğimiz doğrudur.
Belki yolumuz yeniden düşer sana, gül kokulu güzel Isparta…

18 Mart 2016 Cuma

Nişanımız ♥

Merhabalarrrr
 
Yazmayı çok sevsem de çoğu zaman bunun için hiç vaktim olmuyor ne yazık ki ya da yaratmıyorum desem daha doğru olacak. Neyse ki bu gün cuma haftayı kapattık miskinliğim üzerimdeyken bana bir heves geldi ki sormayın gitsin.
 
Tam üç buçuk ay geçmiş Ay zaman gelmek bilmiyor diye beklediğim nişanımızın üstünden. Tadı damağımda kaldı. Bu gün dönüp arkaya baktığımda iyi ki büyük nişan yapmışım diyorum kendi kendime. Bu duyguyu sadece düğünde yaşasaydım o zaman tadı tam anlamıyla damağımda kalırdı herhalde. Rüya gibi bir 5 Aralık...
 
Sabah sevgilim ve görümceciğim erkenden bize geldiler birlikte kahvaltı yaptık bizimkiler ile birlikte. Kahvaltıdan sonra kuaföre gitmek için biraz daha vaktimiz vardı onu da yusufcan'a takım elbiselerini giydirip hangi gömleği giyeceğine karar vermekle geçirdik. Sabah 10:00'da kuafördeydik Ablamla niluş işten öğlen çıkacakları için yetişemediler bize. Onlar geldiğinde bizim saçlar çoktan sarılmış, makyajımız yapılmıştı artık saçlarımız modele giriyordu. Salonsa tıklım tıklım dolduydu aynı gün içinde dokuz gelin ve yanındakiler :) :)
 
Baktık saat 4'e geliyor ben hazırım çisemciğim hazır bizimkiler hala hazır değildiler e bizim de hava kararmadan dış çekime gitmemiz lazım. Aşkitomu arayıp biz hazırız çıkalım ablamlar sonradan bize katılsınlar dedim. Nişanlım zaten bizi bekliyordu almış gülünü de eline geldi beni çıkardı :)
Bir süre yolda kaybolan necocuğumuzla (arkadaşımız) uğraştıktan sonra neyse ki çekim alanına geldik Allahtan çok şükür ki Aralık ayında güneş yazı aratmayacak kadar çok yansıyordu. Fakat hava inanılmaz soğuktu. Olsun önemli olan fotoğraflarımızın güzel çıkmasıydı biz donsakta olur :) Titreyerek poz verdiğimi hiç unutmayacağım sanırım. :))

 








Bizden sonra Melihcan ve Derya'da (arkadaşlarımız)  geldiler. Onlarda kürkler ceketler olmasına rağmen dayanamayıp toplu çekim sırası gelene kadar arabada beklediler. Biz önce ikimiz çekildikten sonra ablamlarda gelince toplu pozlarımızı çekildik ve bize gitmek üzere Tarihi hava gazından ayrıldık. Mahalleye üç dört araba korna basa bas giriyor olmanın verdiği o güzel duygu tarifsiz. Allahım herkese en güzellerini göstersin böyle şeylerin. Evde fotoğraflar selfieler derken bişeyler atıştırıp tekrar salona gitmek  üzere kornaları patlata patlata çıktık sokaktan. :)


Hep birlikte gelin odasına geçtik heyecan dorukta tabi... :))  Laf aramızda
yusufçuğum viski almış. Hepimiz ikişer sek içtik. Bana bir rahatlama geldi ki sormayın gitsin sanırım yaptığım en doğru şeylerden biriydi :) kendi ellerimle fotoğraflarımızdan slayt hazırlamıştım biz çıkmadan arkadan onu verdiler.

Ve o an...
O müzik, o yüksek alkışlar...
Yazarken yüzümde bir tebessüm, kalp ritmimde hızlanma... :))
Bir saniye bile oturmadık sürekli gülüyorduk bir onunla bir bununla oynuyorduk. Ta ki göçmen halayına sıra gelene kadar. Hayatında hiç göçmen halayı çekmeyen nişanlıcığım göçmen halayı çekerse bütün göçmenler halayı yeni baştan öğrenirler :))) Neyse ona hiç girmeyeyim. :):):)

Nişan yüzüklerimizi eniştem taktı ''Hayırlı olsun diyorum, başka da bir şey diyemiyorum'' dedi ve taktı :):)):):)  yediden yetmişe heyecan dorukta tabii...
Yüzüklerimiz takıldıktan sonra e şovumuzu da yaptık bir harmandalı oynadık karşılıklı. Sevgilim çok güzel harmandalı oynar bana da nişandan önce öğretmişti. Çok güzel oldu nişandan sonra her karşılaştığım insan bana ondan bahsediyordu. Allahıma bin şükür düşündüğümden çok daha güzel bir günü onuncu yıl marşıyla sonlandırdık. Ordan tekrar bize :)

 


Herkese nişan kurdelemi güzelce yutturdum. Necoya fazla fazla verdim ki biran önce onu da everelim diye :)
Niluşum zaten ayakta uyuyordu :)   esruşun enerji tavan. Hadi kopalım coşalım. Neyse gittik mekana ama yok herkes ayakta uyuyor biraz durduk oradan çorbacıya. Çorbacıya gittiğimizde artık gözlerimi açamayacak kadar yorgun düşmüştüm. Eve gelince kızlarla hemen yattık :) Sabahta hep beraber güzelce bir kahvaltı yapıp gıybete daldık derken...
Çok şükür ki bugün üstünden üç buçuk ay geçti bile :)

Allah herkese bu güzel günleri güzel telaşlarla rüya gibi yaşamayı nasip etsin...