5 Eylül 2015 Cumartesi

Ya Ölüm Misafirden Önce Gelirse ?

Net yaşamak lazım hayatı da sevgiyi de ... 
Mesela seviyorum diyorsan gurur nedir unutmalısın. Yok sevmiyorsan en kötü insan olmayı göze alacak kadar gaddar olmalısın. Olmalısın ki umut bağlamasın karşındaki sana hiçbir koşulda. Olmalısın ki net olsun sevginde sevgisizliğin de.

Hayatında net olmalı. Unutmalısın kalıpları. Ölümde var işte bunu unutuyoruz. Sanıyoruz ki en son ve en hazır olduğumuz zamanda gelecek bize. Halbuki sorsak dünyadaki en yaşlı insana, kim bilir belki o bile yarımdır hala... 

Mesela yarın yepyeni bir güne uyanacaksın kalk ve mükemmel görün hiç olmadığın kadar mükemmel ve belki de hiç olamayacağın kadar...

O gözünden sakındığın fincandan yudumla kahveni.
Hiç olmadığı kadar özenli olsun kahvaltın.
Ve şükret aynı çatıyı paylaştığın, var olan ailen adına.
En güzel günaydınlarını onlara sakla.
Bisiklete bin,yürü,müzik dinle...
Bir taraftan tatlı tatlı esen meltem seni üşütürken, diğer taraftan tenini ısıtan güneşi hisset sokakta.
Eğer birkaç sokak sonra denize çıkıyorsa yolların, ve görebiliyorsa gözlerin o maviliği sakın durma beton yığınlarında.
Bırak çimler kirletsin o özel günler için aldığın kıyafetini. Unutma ki en özel gün, dışarıda senin için  nefesin hala olduğu gündür.
Saçların ,gözlerin,dudakların en güzel haliyle hazırlansın güne. Ve iyilikle bak herkese.
Yarım kalmasın hiçbir cümlen.
Akşam yemeğini o en özel misafir takımlarında ye. Misafir örtüsünü ört masanın üzerine. En baş köşeye sen otur. 
Evin sen nefes aldığın sürece sıcak olsun.
Kim bilir belki de ölüm, misafirden önce gelir evine...


Tuğçe Çalışkanerler