10 Haziran 2015 Çarşamba

Beni Tanıyın :)



Merhaba!
E artık geniş çaplı bir tanışma zamanı geldi diye düşünüyorum.  O halde hemen patlatalım beni tanıyın yazısını. Blogumun hikâyesini daha önce bu yazımda anlatmıştım. İlk açtığımda kim olduğumu gizliyordum. Yazılar yazıp siliyordum. Şimdi ise ismimi soy ismimi hemen hemen her yazımın altına yazıyorum ve çok daha kendimi, hobimi, yazılarımı sever durumdayım. Bu beni mutlu hissettiriyor.
Peki tugcesays.blogspot.com sayfasının sahibi kimdir nedir ne yapar bir bakalım…

                 Beni okuyanlar adımı soyadımı bilirler ama ben gene de baştan başlamak istiyorum…
 Tuğçe Çalışkanerler
1993 yılında İzmir’in Karşıyaka ilçesine bağlı Nergiz mahallesinde iki katlı bir aile apartmanında dünyaya gözlerimi açtım.  Çeşitli sebepler gereği bir süre sonra Muğla/Datça’ya yerleştik yaklaşık bir buçuk yıl kadar Datça’da denizin hemen yanında çok güzel bir sitede yaşadık. Marmaris çok fazla kalabalıklaştı ama Datça’yı o kadar çok seviyorum ki eğer imkânım olsa tekrar gidip birkaç ay yaşamak isterim. Bir buçuk yılın sonunda tekrar İzmir’e döndük 7 yıl kadar Bornova’ya bağlı Çamdibi muhitinde yaşadıktan sonra şimdilerde tekrar Karşıyaka’dayız.

Terazi burcuyum ve burcumun tüm özelliklerini taşırım.

8 Haziran 2015 itibari ile Açık Öğretim İşletme Fakültesinden mezun oldum.

Bekârım.

2011 yılından beri özel bir şirketin muhasebe bölümünde çalışıyorum.

En sevdiğim insan tipi:
bana enerji veren hırslandıran, yaşam sevinci veren pozitif insanlar.

Anlaşamadığım insan tipi: çok ve boş konuşan egoist, isyankâr, ruhumu kemiren, negatif enerji yayan, başkalarının hayatının içinde yaşayan eleştirel insanlar.  

Hayatta Keşke dediğim şeyler: yanlış alınmış kararlar. Onları iyi ki almışım çok şey öğrendim. Hepsi deneyimim.

En büyük iyi kim: Ailem

Kendimi en şanslı hissettiğim şey: Her zaman şükrederim buna, doğduğum an beni bekleyen ve evime getiren bir aileye sahip olarak dünyaya gelmem. Eğer beni bekleyen bir ailem olmasaydı ya da istenmeyen terkedilen bir çocuk olsaydım her şey çok daha farklı olabilirdi. Bunun için ne kadar şükretsem az. Güzel bir kaderle geldim dünyaya, gerisini getirmek bana kalmış…

En nefret ettiğim insan özelliği: Kendine bir doğru yaratıp, kendi gibi düşünmeyen ve davranmayan herkesin yanlış olduğunu iddia eden karalamacı ve gelişmeye kapalı insanlar.

En sevdiğim yazar:  Hiç kuşkusuz Orhan Pamuk. Siyasi görüşü, ermeni yorumu, hayata bakışı beni zerre kadar ilgilendirmiyor ama profesyonel anlamda çok dolu olan yazar Orhan Pamuk’un hastasıyım. Şahıs olarak Orhan Pamuk yoruma açık biri olsa da ben okuduğuma bakarım bana kattıklarına bakarım. Sadece Yazar Orhan Pamuğu bilir onu tanırım.

En sevdiğim Şarkı: Birçok şarkı severim ama bana verdikleri enerjiden dolayı Sertap Erener- Hayat Beklemez / MFÖ – psikopat
Ama yıl kaç olursa olsun bana göre en anlam yüklü şarkı, Barış Manço - Sarı çizmeli Mehmet Ağa

Yemekler? Öncelikle kabak tatlısı olmak üzere şerbetli tatlılar hariç her şeyi yerim. Hiç yemek seçmem. 

Beni en çok rahatlatan şey: üzgünsem müzik dinlemek, kızgınsam temiz havada yürüyüş yapmak, barut gibi ve doluysam kimseyle konuşmadan uyumak. Ama normalsem iki kahve bir muhabbet arkadaşı yeterli.

Unutamayacağım anılarım: İlkokul öğretmenimle ilgili olanlar sanırım. Okula sonradan gelen öğrenci olarak hep benden görünürlerdi hep bana bağırırdı bütün özgüvenimi aldı götürdü. Ortaokula geldiğimde mum gibi, hey deseler korkan bir kız oluvermiştim sayesinde.

Hobilerim : Okumak, yazmak, dinlemek, gezmek, yürüyüş yapmak, sunum, dekorasyon, çocuklarla ilgilenmek oyun oynamak, blog yazmak, kendime vakit ayırmak, bakım yapmak, fotoğraf çekmek, bu en sona mı yakışırdı tabi ki alışveriş yapmak

Fobilerim : Ay bilemedim. Yanlış anlaşılmaktan korkarım hele ki niyetim dışında anlaşılmaktan, bir de aniden sıçrayan kedilerden. :)

Hayatının en güzel yılı: Son 4 yılım güzel hala da öyle Allaha şükür. Bir de lise yıllarım var tabi.

Sevmediğim şeyler : Asla kimseyle konuşurken küfür ya da benzeri bir şey çıkmaz ağzımdan. Kimsenin de bana etmesini kaldıramam. Küfürlü ve laubali konuşmaları.

10 Yıl sonra kendimi nerde görmek isterim :  İyi bir işe,eşe sahip sıcacık bir yuvanın içinde cıvıl cıvıl ve huzur dolu bir aile yaşantısında görmek isterim kendimi. 

En sevdiğim cümle: Kaybetmedim, zaten hayatta hiçbir şey bana ait değil.  
                              Sonuca ulaşmak hızlı yürümekten değil, ilk adımı atmaktan geçer.

İşte Birkaç belirgin soruyla hazırladığım beni tanıyın yazım böyleydi. Bir sonra ki yazıda görüşmek ümidiyle…
Dip Not : Severek okuduğum blogger arkadaşlarımın da böyle bir yazı yazmalarını varsa yoruma linkini bırakmalarını çok isterim :)

5 Haziran 2015 Cuma

Çandarlı


Merhabalar!


Hazır haziran ayının ilk haftasındayken güzel bir gittiğim yerler yazısı hazırlamak istedim. :) Günün misafir konusu, en sevdiğim sıcacık yerlerden biri '' Çandarlı ''

İzmir'in Dikili ilçesine bağlı olan çandarlı, yaz aylarında birçok kez günübirlik olmakla birlikte,  hafta sonu kaçamağı yaptığımız bir yerdir. Ailece pek severiz. Hatta annem ve babam çandarlı kale civarına yani merkezine yerleşmeyi orada yaşamayı da gönülden isterler. Umarım bu hayalleri günün birinde gerçekleşir :)


Herkesin diline doladığı ''çandarlının denizi soğuktur'' lafı bizim için bir artıdır. Nedenine gelicek olursak, yazın kavuran sıcağında bir de denizde kavrulmak istemeyiz aksine serinlemek için girdiğimizden bu bizim için bir avantaj haline dönüşür. Sanırım sevdiğimizden olsa gerek ki bize hiç soğuk gelmez o da ayrı bir konu tabii :)





İnsanının oldukça sıcak ve samimi oluşu şehir yorgunluğunu alıp götürüyor üstümüzden. ayrıca her yaş grubuna hitap edebilecek farklı eğlence mekanları hafta sonu kaçamağı için ayrı bir güzellik. Ön sahilindeki kumluk alan, çocuklar içinde oldukça ideal. Akşamları açılan çarşısı gezilip görmeye, hava almaya biraz kafa dağıtmaya değer. :) Asıl atlamamamız gereken bir başka hususta şu ki, pazarı bir muhteşem! Her şeyin organik olduğu pek tabi belli oluyor sormaya gerek bıraktırmıyor. Küçük sevimli pansiyonları oldukça sıcak ve sanki evinde ağırlıyormuşcasına samimi sorumlulardan oluşur.



Birkaç sevmediğim özelliğine gelecek olursak, birincisi ön sahilin özellikle hafta sonu çok kalabalık olması. İnsanların sadece bir tek plaja yoğunlaşması. Arka sahilin çok güzel olmasına rağmen kayalıklardan arındırılmaması daha aktif hale gelmesi için çalışmaların yapılmaması oldukça sinir bozucu.

Uzun lafın kısası, yaz aylarımızın vazgeçilmezi olan Çandarlıyı pek severiz, gitmeden edemeyiz. Aklımız kalır,hatırı kalır. :)

Sevgiyle Kalın Tuğçe.

















3 Haziran 2015 Çarşamba

Makyaj Fırçalarım & Temizliği ( Yazı Sonunda Video )





Selam! Bu gün çok yeni bir fikir olmamakla birlikte bir tane de bende olsun dediğim yazıyla karşınızdayım. Makyaj Fırçalarım ve temizliği. Yazı birçok blogda bulunan bir yazı olduğundan çok detaya girip sıkmadan kısaca favorilerimden bahsediceğim. Ayrıca ilk videolu yazım olacak. :)


Bu resimde bütün fırçalarımı görüyorsunuz. Ama ben hepsini tek tek anlatmak yerine sadece           sürekli kullandıklarımdan bahsetmek istiyorum. O halde başlayalım,


   

Real Techniques

   Eye Starter Set (Göz Makyajı Seti)

                                                              

Göz makyajımın vazgeçilmezleri. Çok sık göz makyajı yapmasam bile kaş fırçamı her gün kullanıyorum. Kaşlar ve saç yüzün en önemli aksesuarı bana göre. İlk aldığımda çok kalın bir fırça gibi görüp yok artık dememe rağmen hayatımın vazgeçilmezi oldu diyebilirim :)



                                                               

Real Techniques

  Expert Face Brush (Yüz Fırçası)

Fondöten, bb krem uygularken tek kullandığım fırça. Şekli gereği burun kenarları ve ince bölgelere uygulamakta oldukça rahat. İlk göz ağrım olur kendileri :)



                                                    Flormar & Ecotools Yüz fırçaları

Flormar yüz fırçalarımı alalı epey oldu ama genede bu yazımda yer vermek istedim çünkü çok kötüler. Yeni fırçaları nasıl bilmiyorum ama bunlar çok fazla tüy döküyor.
Ecotools'a gelince, aşkım o benim pudra ile yüzü sabitlemekte birebir. Ayarı çok iyi sağlayan bir fırça pudra pudra bir görüntü asla vermiyor. Ayrıca öyle yumuşak ki al eline sev yani :)



                 Flormar Göz  Makyaj Fırçası      &       Eco Tools Airbrush kapatıcı fırçası


Flormar fırçamı genelde kaşlarımı doldurduktan sonra kaş altlarımı aydınlatmak için kullanıyorum. Bu fırça herhangi bir dökülme yapmıyor.
Ecotools kapatıcı fırçama gelecek olursak, sanırım bundan sonra alacağım bütün fırçalar bu markaya ait olucak. Uygun ve kaliteli oluşu beni cezbetti. Ayrıca mükemmel bir karıştırıcı fırçası olarakta kullanabilirsiniz ki ben çoğu zaman öyle yapıyorum.


                                Avon Allık Fırçası & Avon Çift Taraflı Göz Makyaj fırçası

Allık fırçam açılı oluşu günlük kullanımım için oldukça güzel. Tüyleri yumuşacık ve yıkandıktan sonra herhangi bir sertlik oluşmadı. Avon göz makyaj fırçamın far sürme tarafını hiç kullanmıyorum desem yeridir ancak diğer tarafını değişik gölgelendirmelerde kullanıyorum aynı zamanda eyelinerımıda dağıtmama yardımcı oluyor.


                                                 Gelelim Fırçalarımın Temizliğine,


Yukarıdaki resimde fırçalarımın yıkanmış ve tüyleri boşluğa gelicek şekilde dizildiğini görebilirsiniz. Ben bu işlemi bebek şampuanı ile yapıyorum ki tüyleri zarar görmesin ömürleri uzun olsun diye. Avucuma bir miktar şampuan alıp, fırçamı ıslattıktan sonra yuvarlak hareketlerle fırçamı avuç içimde yıkıyorum. Durulama işlemine de tamamladıktan sonra peçete yardımıyla nemini alıp kurumaya bırakıyorum.
Aşağıdaki videoda bir büyük ve bir küçük olmak üzere iki örnek fırçada uygulanışını görebilirsiniz

Sevgiyle Kalın Tuğçe Ç.
 

2 Haziran 2015 Salı

Nashi Argan



                                                                                          NASHİ ARGAN

                                                     Şampuan & Sac Kremi & Bakım Yağı




Herkese kucak dolusu günaydınlar!
Bu günün misafiri olan Nashi markasıyla tanışmam kuaförüm aracılığıyla iki yıl önceye dayanıyor. Kuaförlerin önerdiği hiçbir ürünü ne yazık ki gerçekçi bulmamaya alıştığım bir evrede nashi çıktı karşıma ve tüm duvarları yıktı geçti!


Öncelikle birçok marka son zamanlarda popülerliği artan argan yağını içinde barındırdığını iddia etse de sanırım hiç biri sertifikalı, organik ve %100 orijinal bu markayla kıyaslanamaz. En azından ben saçlarından çok çeken birisi olarak böyle düşünüyorum.






 Nashi Argan Şampuan

İnanması güç biliyorum ama üç yıkamada saçlarımı öyle yumuşak öyle güzel hale soktu ki ben bile inanamadım desem yeridir. Yıpranmış saçları onarmada birebir.Tarifi zor ama bir o kadar da güzel bir kokuya sahip. Ayrıca, sodyum,sülfat, fosfat ve baranbens içermiyor. Bu güne kadar kullandığım en güzel şampuan. Bir de pompalı olsa kontrollü kullanım açısından çok daha güzel olurdu.



Nashi Argan Saç Kremi
Maalesef ki şampuanı kadar memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Yumuşatıyor mu? Evet. Kolay tarama sağlıyor mu? Evet.  Fakat mucizevi bir şey de sunmuyor. En azından bende olmadı. Uzun lafın kısası, kendisine 80 TL civarı para verene kadar birçok muadili bulunabilir.



Nashi Argan Yağı
İşte hayatımın aşkı. Sen nasıl yağsın arkadaş? Saça hiçbir şekilde ağırlık vermeden öyle güzel nem dengesi kuruyor öyle güzel bir bakım yapıyor ki ben bir kez kullandım bir daha başka yağa bakmadım, bakamadım. Saçlarımı yumuşacık yapmasıyla birlikte asla yağlılık hissi oluşturmuyor.  Bir bakım yağının vadettiği her şeyi sunduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.


Genel olarak üç üründe pompalı vs. değil o yüzden kontrolü biraz zor oluyor. Bu da çok çabuk bitmesine neden oluyor. Buna da acilen çözüm üretseler pek iyi olur.

Mutlu Kalın Tuğçe.