28 Mayıs 2015 Perşembe

Açık Öğretim Fakültesinde Okumak




Merhaba!
Geçen hafta son finallerimi verdim birkaç hafta içinde diplomamı elime alacağım Allah’ın izni ile. Madem dört yıllık serüvenin sonuna geldik yazmaya değer birçok şey çıktı o halde ne duruyorum dedim kendi kendime ve başladım yazmaya.

Bu yazımı iki ayrı bölüme ayırdım. İlki yani şuan okuduğunuz yazımda açık öğretim öğrencisine dışarıdan bakışı ve aslında olanı anlatacağım. Diğerinde kendi dört yıllık anılarımı anlatırım :)

Ben Aöf İşletme Fakültesine 2011 yılında başladım. Dörtte dört bitiriyorum. Bu yazımı okuyan kişilerin ana konuyla ya ilgisi vardır ya da isteği diye düşündüğümden kapsamlı ve açıklayıcı bir yazı yazmaya karar verdim. İlk başta birkaç kalıplaşmış cümleye cevap vermek istiyorum.

Bakınız:

*Açık öğretim mi? Onda ne var her türlü geçilir.
- Canım o işler artık öyle olmuyor. Aynı yılda başladığım halde hala ikinci sınıftan üçüncüye geçememiş arkadaşlarımı arkamda bırakıyorum mezun olurken.

*Geçen yılın sorularını ezberle geç.
-Evet, eski sistemde maalesef ki bu tarz şeyler oluyormuş. Açık öğretimi bu kadar dibe vuranlarda bunlar oldu zaten. Fakat ben ikinci sınıfa geçtiğimde yeni bir sistem çıkarıldı ‘’kredili sistem’’  sistemin yenilenmesiyle birlikte bu tarz şeylerin olasılığı sıfıra indirildi.

*Dershaneye gerek yok, birkaç soru ezberle you tube’dan da birkaç video izledin mi tamam.
-Olamaz mı olabilir. Sadece sınıf geçmek, diploma adı altında bir kağıda sahip olmaksa amacınız olma ihtimali yok değil neden olmasın. Fakat ben, 2011 yılında benimle birlikte Açık Öğretime başlayan kuzenimden duymuştum bu cümleyi.  Benim dershaneye yazılmamın gereksiz olduğunu düşünmüştü. Yıl oldu 2015 ben mezun oluyorum, kendisi birinci sınıfta kalan derslerini veremediği için okulu bırakmaya karar verip bıraktı.

*Örgün  nerdeee Açık Öğretim nerde…
-Evet, buna katılıyorum örgün nerde açık öğretim nerde…
Ben puanım yettiği halde üniversite sınavında İzmir dışına tercih yapmadım. Babam sadece İzmir’e yapmama müsaade etti. Fakat İzmir gibi büyük bir Şehirde de benim puanım yetersizdi. Sizin anlayacağınız Açık öğretim fakültesinden başka çarem kalmamıştı. Bu gün açık öğretim fakültesinde okuyanların %80’ine baktığımda ya askerliği uzatmak için, ya aman geçerim mantığını benimsediği için ya da elinde bir diploma olsun diye sınıf atlamak yegâne hedefi olduğu için okuyanlarla dolu. Zaten kaliteyi düşürenlerde bu insanlar oldu. Ben tek başıma birey olarak bu tezleri çürütmeye yetemem belki ama şunu söyleyebilirim ki, hiçbir zaman geçmek için okumadım. Sadece öğrenmek, kendime katmak ve çalıştığım pozisyonda yükselmek için okudum. Sizin anlayacağınız bu sizin ne almak istediğinizle alakalı. Sizin öğrenmeye niyetiniz varsa aslında örgün ve açık öğretim bile hikâye kalır. Siz yeter ki bir şeyler almak isteyin.


Klasik cümleleri şimdilik bura da kesip sorulardan da birkaç tane yanıtlamak istiyorum.

* Dershaneye gitmeden de geçilebilir mi?
-Bu soruyu bilerek öğrenerek geçilebilir mi diye esas alırsam bölümüne göre değişebileceği gibi imkânsızda değil elbette geçilebilir. Düzenli çalıştıktan sonra neden olmasın. Ben 1. Ve 2. Sınıfta dershaneye gittim 3. Sınıfta ara verip kendim çalıştım gene geçtim. Fakat 1. Sınıfta dershaneye gitmeseydim sanırım ya çok zor geçerdim ya da hiç geçemezdim çünkü okuduğum bölüm gereği gördüğüm derslerin çoğuna yabancıydım. 3. Sınıfa geldiğimde kendim geçtim çünkü artık sağlam bir temelim vardı okuduğumu çok rahat anlayabiliyordum.

* Nokta atışı sorular işe yarıyor mu?
Önce çalışıp sonra nokta atışı çözmek kadar güzel ve yararlı bir şey olamaz. Çok fazla işe yarıyor. Fakat hiç çalışmadan soru çözmeye kalkmak ne kadar doğru sonuç verir bilmiyorum onca dersin bütün sorularını ezberleyip sınava girecek halinizde olmadığına göre çok daha sıkıcı gelir, hepsinin birbirine karışma ihtimalide büyük. Hadi geçtiniz diyelim, mezun olduğunuz da ezberlediğiniz soruları çoktan unutmuş olacaksınız bu da mezun olduğunuz bölümle ilgili en ufak bir bilginizin olmayacağı sonucunu ortaya çıkaracak.

*İş başvurusunda Aöf mezunlarına negatif bakılıyor mu?
-Şimdi şöyle ki, ben dört yıldır hem okuyorum hem de özel bir şirketin muhasebe ve finans departmanında çalışıyorum. İşe alım sırasında üniversitenin adı geçiyor ona göre bir pozisyona yerleşiyorsunuz ama işin %90’lık kısmını sizin diplomanız değil, atılganlığınız, performansınız ve yaratıcılığınız yükleniyor. Demem o ki, özel sektörde sizi diplomanıza göre değil iş performansınıza göre ayırıyorlar. :)



Peki Ben şuan da Aöf okuduğum için pişmanlık hissediyor muyum?
-Okurken hissediyordum ama şuan çok doğru yaptığımı düşünüyorum. Nedeni,

*Bu gün örgünden yeni mezun olan bir arkadaşım maalesef ki deneyimsizlik nedeniyle iş bulamıyor.
Ben bu gün açık öğretimden mezun olduğumda dört yıllık deneyimli bir elemanım.

*Örgünde okuyan arkadaşım henüz bir çevreye sahip değilken,
Benim oldukça geniş bir çevrem oluştu.

*O bankada işi olduğunda sıra beklerken,
Ben çalıştığım pozisyon gereği Tuğçe Hanım diye karşılanıyorum.

Bunlar sadece şu an için geçerli olanlar eminim ki oda güzel yerlere gelecek zamanla hatta benden daha da güzel yerlere gelmesini isterim. Benim burada vermek istediğim mesaj,
Hayat karşınıza ne çıkarırsa çıkarsın, siz ne istediğinizi bildiğiniz sürece istediğiniz sona ulaşırsınız. Burada önemli olan ne aldığınız değil! aldığınız şeyi ne kadar hak ettiğiniz ve ne kadar doğru alabildiğinizdir. 
Kendinizi asla bir kalıbın içerisine koymayın, bulunduğunuz her yerden hedefe yürünecek bir yol mutlaka vardır.

Sevgiler Tuğçe