3 Nisan 2015 Cuma

Ne de Güzel yazmış okunası Kadın İclal Aydın

Kendini nasıl tüketir insan? - İclal Aydın

Kim bilir kaç kez yazdım aynı yazıyı. Aynı bıkkınlıkla ve şiddeti her yıl biraz daha artan bir hayal kırıklığı ile üstelik.
Köşe yazmayı tam da vaktinde bıraktım hatta geç bile kalmışım” diye düşünüyordum.
“Tam da zamanında ayrılmışım, çıkmışım medyadan. Yerindeymiş ve ne doğruymuş vazgeçtiğim şeyler” diyordum.
Ayrışmaların, kopuşların, gruplaşmaların içinde hep beraber yüzdüğümüz bir denizde küçük girdaplar yaratmaya başladığı günlerdi. Ortada kalanların ya oraya ya buraya sürüklenmeye başladığı günler...
Bugünün geleceği belliydi.
Daha önce defalarca yaşanmış ve bu ülkeyi bir beşik gibi sallamış kutuplaşmaların yeniden yükseleceği, keskinleşeceği görünüyordu.
Görünüyordu ama yine de insan içinde bir umut beslemeden edemiyor.
       ***
Önce gazeteden sonra twitter’dan koptum.
Neyi nasıl düşünmem, ne yapmam, ne vakit neye nasıl tepki vermem gerektiğini bana sürekli öğretmeye kalkan hiç tanımadığım “kutup başlıkları” hayatımdan acilen çıkmalıydı. Kimdi bunlar yahu? Kim? Tanımam etmem. Tanışmayalım da zaten. Bırakalım uzak ve mesafeli kalsın ilişkiler.
Zira tanıdıklarım da hızla  yabancılaşıyor sanki... Tanıyamaz oluyorum arkadaşlarımı.  Her zaman bu kadar vahşi, kaba ve çirkin miydi kelimeleri?
Oysa ne güzel gülerdi bu insanlar? Ne güzel paylaşırdık.... Birlikte çalışabilirdik biz, çözüm arardık hep beraber...
   ****
Bir süre birbirlerini parçalamalarını izledim sosyal medya üzerinden. Sonra kalbim kaldırmadı. Sessizce çekildim. Okurla buluşmak özlemi olmasa iyiydi aslında buralardan uzak olmak. Şimdi yine dayanabildiğim yere kadar dayanırım diyorum. Lakin yazılarımı paylaştığım her günün akşamında uzaktan gördüklerim bile yetiyor ve çekip alıyor içimdeki sevinci..
Başkası adına utanma duygusunu bilirsiniz  hepiniz. Ne yapacağınızı bilemez gözlerinizi başka bir yere çevirme ihtiyacı hissedersiniz ya...
Gözümü nereye çevirsem bir başka utançla karşılaşıyorum.
Dün yine eski bir arkadaşım bir başka arkadaşımı herkesin gözleri önünde parçalıyordu Twitter’da. Yabancılar yine alkış tutuyordu birbirini yiyen kardeşlerin kavgasına... 
O sırada gördüm: Belçikalı müzisyen Stromae  animasyon bir klip yapmış. Şarkının adı Carmen. Çok söze gerek yok;  izleyin, bakın:  “kendini nasıl tüketir insan” sorusuna nasıl doğru bir yanıt...
         ***
Velhasıl..
Ben hala kalem ve defter taşımaktan yanayım. Sevdiklerim el yazımı tanısın bilsin isterim. Kitabı kağıt sayfalardan okuyayım ve sinemaya gidip mısır kokusu alayım. Konuşurken, derdimi anlatırken, eleştirimi ifade ederken kelimelerimi seçeyim. Kırılmasın kalbi arkadaş bildiğim insanların. Her konuda aynı fikirde olmayabiliriz ama aynı fikirde olmadığımızı anlatmanın da yüzlerce yolu vardır ve ben o yollarda yürümeye gönüllüyüm. Ait olduğumuz ırk, inandığımız din, siyasi düşünce bizi keskinleştirmemeli; iyi ve terbiyeli bir insan olma çabasından çıkarmamalı. Saygının modası asla geçmez ve kimseye zarar vermez. Bir yanlışı düzeltmenin yolu insanları aşağılamak, küfür etmek, daha da kışkırtmak olmamalı... Küfür ederek birini küfürden uzaklaştırmak mantıklı mı?
Ben bu yazıdan kim bilir kaç kez yazdım...  Ah, kaç kez hem de...