30 Nisan 2015 Perşembe

Fraksiyonel Lazer Deneyimim ( Part.1 )



Günaydın!

Bu gün gündemimde çok farklı bir konu var geçen hafta bu gün ( 23 Nisan Perşembe)  sivilce izlerimin yok olması için yaptırdığım fraksiyonel lazer deneyimimden bahsetmek istiyorum. Bir hafta boyunca neler yaşadım, tedavi süreci nasıldı, sonrasında ne oldu, sonuç ne hepsini teker teker anlatacağım.

Ama öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki hiçbir kurum ya da doktor adı vermeyeceğim. Sade ve sadece kendi kişisel sürecimin nasıl geçtiğini anlatacağım. Bu süreç her doktor da ya da her kurumda aynı zamanda her kişide aynı ilerlemeyebilir.

Benim sivilce izlerim bu yıla ait daha önce hiç yoktu bu yıl çene bölgemde küçük noktalar halinde kahverengi izler bırakıp öyle gittiler. Başka da bir şey yoktu zaten. Sadece yaz gelip güneşten daha çok kabarmadan onlardan kurtulmak istedim. Aynı zaman da birkaç kez kullandığım ilaçların yan etkisinden dolayı geçen yıl yüzüm gözüm şişmiş ve pul pul dökülmeler olmuştu bu da benim için ayrı bir bahane oldu cilt kendini yenilesin ölü deriyi üstünden tam anlamıyla atsın istedim. Onun dışında derin çukurlarım lekelerim vs. yok.

Doktorum bana fraksiyonel lazeri ilk önerdiğinde bir korkmadım desem yalan olur. Sonuçta hiç lazerle işi olmamış bir insanım. Gene de yaptırdım 15 dk.lık bir işlemdi . Anestezi kremi uygulandığından pek olmasa da biraz yanma hissettim elbet. Bir an önce bitsin istedim. Yataktan kalkıp aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Tabi ki bu güzellikten değil…
Yüzüm mor desen mor değil bordo desen bordo değil. Sanırsın beynimde tüp patlamış. Eve dolmuşla dönmekte kötü oldu tabii. Herkesin gözü bende herkes ‘ayy kıyamam’ der gibi bakıyor. Eve ilk girdiğimde ailemin tepkisi de öyle oldu… Ne oldu sana?

Doktor iki tane krem verdi biri nemlendirmek diğeri güneşten korumak için. Güneş bu aşamada çok önemli hem ilk zamanlar hem de cilt yanığı dökülüp taze cilt çıktığı zaman korumak gerek yoksa Allah korusun iz bırakma riski var. 3 gün evden çıkmadım çünkü insan içine çıkacak gibi değildi. Sabırla bekledim.

İkinci günün sonunda kızarık yerini bronzluğa bıraktı. Pullanmalarda 48 saat sonra ağır ağır başladı. 48 saat sonunda duşla birlikte birazda olsa bir rahatlama geldi. 4. Gün artık dışarı çıkabilecek duruma gelsem de şiddetli uygulanan yerlerde bir kızarıklık vardı.
5.gün şiddetli uygulanan leke bölgemde uçuk çıktı sanırım iltihap kaptı. Doktorumu arayıp durumu hemen anlattım iki krem daha verdi. 

Şu an da onları kullanıyorum. Bu gün bakınca yüzüm uçuk bölgesi hariç normal gözüküyor. Ayrıca hala makyaj yapmamaya artı birşey kullanmamaya özen gösteriyorum. Bu uygulamanın özelliği cildin kendini günden güne yenilemesiymiş. Sivilce izlerimin tam üstünde uçuk çıktığı için onlara yorum yapamıyorum 15.ve 30. gün bu konu hakkında bir yazı daha yazmayı planlıyorum. Asıl sonuç o zaman daha net belli olur.Ama yüzüm genel olarak pütür pütür olan ölü deriden arındı diyebilirim şimdilik.

Şimdilik böyle, sizin bu konuda bir deneyiminiz var mı varsa son durum nedir paylaşırsanız sevinirim. 


Hoşça kalın. Tugce

29 Nisan 2015 Çarşamba

MAKYAJ ÇANTAMDA NE VAR?



Merhaba!
Bu gün yazacağım yazımı yazıp yazmamak arasında pek bir kararsız kalsam da en sonunda karşınızda. Kararsız kalmama sebep olan neden, Güne Hazırlık yazımdan pekte bir farkı olmaması. Ama gene de bir tane de bende olsun istedim. 

Daha önceki birçok yazımda da belirttiğim gibi abartılı makyajları ve gölgeleri günlük hayatımda pek sevmem. Bu yüzden de kullandığım ürünler ya da makyaj stilim değişmez. Benim için en özel makyaj,eyeliner ya da doğal tonlarda yaptığım gölgeler olsa gerek.

Bu gün makyaj çantamda ne var yazımı yazarken günlük hayatımı baz aldım demek doğru olur ancak bunların hafta içi için geçerli ürünler olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü hafta sonu yanıma makyaj çantası değil sadece o gün kullandığım ruju almayı tercih ediyorum. 

Ve gelelim yazının Makyaj Çantamda Ne Var? Kısmına,




İşe gelirken makyaj yapmış ya da yapmamış olsam dahi bu ürünleri yanıma alıyorum ki çıkışta bir yerlere gideceksem elimin altında olsunlar.

Birincisi ve en olmazsa olmazım Maybelline BB krem (Light) 

Kendisi birçok BB krem denememe rağmen dönüp dolaşıp vazgeçemediğim ürün olur. Ben verdiği canlılıktan ve renk dengesinden gayet memnunum. Hele ki yaz mevsimi için oldukça ideal.

Daha sonra üstündeki yazı ve numarası maalesef ki silinmiş olan Avon allığım

Kendisi günlük kullanım için ideal ben çok keskin bir makyajdan ziyade doğal ama canlı görünmek istediğimden beni tatmin ediyor. Kendisini hemen yanında gördüğünüz,

Flormar Allık fırçası

İle uyguluyorum. Bu fırçayı yanıma almamdaki neden, kendisinden pekte memnun olmamam. Tüyleri dökülüyor ve eğer çantamda taşıyıp yıpratacağım bir fırça olacaksa o da ancak bu olabilirdi.

Maybelline The Falsies Black Drama Maskara

Kendisini bilmeyen zaten yoktur. Benimde ne alırsam alayım geri dönüp ’ah sen benim kıymetlimsin’ dediğim üründür. Dolgun ve simsiyah kirpikler!

The Balm Read My Lips (pow!)

Ve her zaman her yerde bahsettiğim biriciğim pow! Bu kadar hafif makyajda dudakları belirginleştirmemek ayıp olur herhalde. Kendisi bunun için birebir birçok bayan lip gloss sevmese de ben bunların hastasıyım.

(Ve her zaman olmasa da zaman zaman yanımda bulunan essence ikili kapatıcı paleti kendisini sivilce izlerimde ya da göz altlarımda kullanıyorum. Çok hafif bir yapısı var memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim ve bittiğinde tekrar almayacağım bir ürün olur kendileri. Ara da kullanmamın nedeni biraz bir işe yarasında bitsin diye düşünmem.)

İşte benim günlük makyaj çantam böyle Peki sizin ki? Önerebileceğiniz günlük ve işe yarar kapatıcılara açığım. Sevgiyle kalın…




                      TugceCalıskanerler*

21 Nisan 2015 Salı

Vallahi Sana Ödetmem!

Ne olacak bizim bu herşey mükemmelken iş hesap ödemeye gelince psikopatlaşan ruh hallerimiz?
aaa... Vallahi ödetmem!

Tabi herkesin görüşü farklı olduğundan aynı şey tüm insanlar için geçerli olmasa da geçen gün bir arkadaşımla kahve içmek üzere sözleşmemizden yola çıkarak seçtim bu konuyu. Kahvelerimiz geldiğinde muhabbet öyle güzel öyle tatlıydı ki sanırım gün boyu güldük bi kahve daha bi kahve daha...
Gel gelelim bize ayrılan sürenin sonuna gelmiştik artık :)
Hesabı isteyelim mi?
Yok burda kalkarak kendimiz ödüyoruz.
Öyle miii e kalkalım o zaman.

Da da da daaaammmm.....

İşte o an! Kafada tilkiler dolanmaya başlar. Ben hesabı ödemek için oradaki görevlinin yanına doğru yaklaşırken sevgili arkadaşım pata küte hızla merdivenlerden aşağıya inmeye başladı sanırsın hesap ödemiyor aksiyon film çekiyoruz. :) İşi o kadar çok ciddiye alıyoruz ki...

Tabi o sıra da hesabın diğer katta ödendiğini farkeden saftirik ben, koştura koştura merdivenlere yöneldim ama ne çare çoktaan ödenmişti bile! Neyse bunu yemekte telafi ederiz dedim ve ayrıldık.

Ve o gün geldi çattı sıra yemek yemekte :) her zaman ki gibi her şey muhteşem kahkahalar havada uçuşuyor muhabbet hiç bitmiyor canım benim samimi yüreğini severim onun. Severim sevmesine de şu ani atakları olmasa belki daha çok severdim. Tabi ki öyle değil! :))

Biz hesabı alabilir miyiz?
Tabi ki efendim.
Bak nilaycığım sakın elin çantana gitmesin asla kabul etmem.
Aa tuğçem hiç olur mu ?
Arkadaş misafir burdan alın lütfen!
E tuğçeciğim sen o kadar uyuşuk olursan olacağı bu! (yok bunu söyleyen nilay değil bu benim iç sesim ) 2-0 gene malup ben.


Neyse kalktık bide çay kahve bir şeyler içelim dedik. Yok arkadaş artık bu iş gurur meselesine dönüştü o hesabı ben ödeyecem te o ka!

Havada soğumaya başlayınca aldık şallarımızı üstümüze muhabbetler mi etmedik anılarımızı mı paylaşmadık hayaller mi kurmadık tatlı tatlı esen rüzgarın eşliğinde. Rabbim inşallah kabul eder hepsini. Aslında iş hesaba gelene kadar bebişkom benim nasıl da masum nasıl da masum :)
eee.. artık canıma tak etti ben ödemezsem eğer onu yok yani atayım kendimi bostanlı denizine :)




 Tam hesabı ödüyorum bizim hatun bide ne dese beğenirsiniz?

Tuğçem bari yarı yarıya ödeyelim!
Yok daha neler! Hanımefendi istiyor ki her hesabı  o ödeyecek bak sen :) bu işler nezaketen sıra sıra olmuyor muydu?
Yok o zaman yarı yarıya ödeyelim :)
Tabi ki öyle bişey olmadı. Zaten onun yaptığının yanında benim kahveler çerez hesap kaldı. Neyse gönüller bir olsun devamı olur elbet. Silahlar çekilmezse o süre zarfında ben gene yazmaya devam ederim bloğumu :))

Canım benim bu da sana burdan teşekkürüm olsun...

Nilay'a hitaben...



                                                   * TugceCalıskanerler

Merhaba Blog! Merhaba Dostlar :)

Yeniden Merhaba!

Bana Ayrılan Tatilin sonuna geldim :) artık iş başı! Oh ne güzelmiş böyle beş yatıp on kalkmak :) tabi az olduğu için güzel onu da parantez içinde belirtelim. Yoksaaa bir süre sonra sıkar insanı yani ben öyle düşünüyorum. Evde otur otur nereye kadar? sabah kalk aksam yat oldu da benim tatil biraz :) :)
Olsun oh keyfime sağlık!
Aslında pek öyle oldu sayılmaz sabah kalk ders çalış ara ver çık yürüyüş yap gel tekrar çalış yemek ye tekrar çalış ve yat :)
Neyse diplomayı alıp rahatladığımda özleyeceğim günler vesselam. Güzel bir Nisan ayını geride bırakmak üzereyken ne çok gelişme ne çok değişim oldu hayatımda anlatsam roman olur. İnşallah yaza bomba gibi hazırlanmayı planlıyorum :) ilk işim yarın akşam saçlarımı kestirmek ve belki rengini değiştirmek olacak :) Hayatımdan kırık olan bütün fazlalıkları çıkarmayı planlıyorum da :)
E yoksa yazı nasıl sağlıkla karşılayayım dimi ama ?

Çok güzel, çok tatlı, çok minnoş kararlar aldım önümüzdeki zamanlar için daha bilinçli daha olgun daha mutluluk içeren kararlar bir haftalık tatil yaptım yapmasına da bunlarıda düşünmeyi ihmal etmedim anlayacağınız. İnşallah Allahım gerçekleştirmeyi nasip eder :)

Yarın Blog yazılarımla geri dönüyor olacağım kocaman kocaman öptümmm :)
***TugceCalıskanerler

9 Nisan 2015 Perşembe

Bir Haftalık Tatil

Merhaba,

Bugün bir veda yazıyla karşınızdayım minik mini minnacık bir veda. Önümüzdeki bir hafta ne yazık ki buralarda yokum. Malum dördüncü sınıf öğrencisi olduğumdan vize haftasına girmişken son sene şakaya gelmez deyip kendimi kabuğuma kapatmaya karar verdim. Her boşluğumu ders çalışarak değerlendireceğim.
Sadece bununla da kalmayıp iş yerinden de senelik iznimi aldım oh! cumartesi itibariyle bir hafta evdeyim. Ders çalışacağım için buna pek tatil denmez elbet ama sabahları uyuyacak olmam bile beni heyecanlandırıyor. 
Blog benim en kadim dostum oldu yazmak,oyalanmak,yepyeni insanlar tanıyıp aktif olmak beni öyle güzel hissettiriyor ki o yüzden bu bir haftalık arada her ne kadar içim içimi yiyecek olsa da terziyi dengede tutmakta şart tabii :)

Demem o ki, şimdi gidiyorum ama, dönüşüm muhteşem olacak! :) 
Sizi Seviyorum.

DipNot : Gerek iş, gerek blogger arkadaşlarımla olan aktif görüşmelerim gereği mail adresim her daim aktiftir. Bana ne zaman isterseniz  tugcecaliskanerler@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.








8 Nisan 2015 Çarşamba

GÜNE HAZIRLIK

Herkese Günaydın!

Bugün hep birlikte kalkalım işe gitmek için hazırlanalım istedim. Saat 07:00 de çalan alarmı 07:15 e kadar ertelediğimize göre artık mecbur kalkma zamanı!









İşte bu günün ya da her günün mü demeliyim :) ürünleri. Eğer ''ya ben bugün şöyle iyi bir makyaj yapayım'' demessem ki genelde demiyorum çok nadirdir. Yaptığım makyaj hiç değişmez. Her zaman sadece yüzümdeki renk farklarını dengelemek ve daha sağlıklı gözükmek adına BB krem kullanırım bu konuda vazgeçilmesiz maybelline dir. Ara ara sivilceye sebep olsa da vazgeçemem kendisinden. Fondötenle yüzümü kalıp gibi kapatmaktansa ışıltı vermek bana ve yüzüme yeterli geliyor :)

Hemen ardında gene favorim olan maybelline maskaram geliyor sıradan. Bu işlemde tamamsa bu aralar kullandığım avon allığımla yanacıklarımı utanmış gibi doğal bir kızarıklık misali renklendiriyorum :) ve son adım olarak bayılarak kullandığım aşkım The Balm Pow! ile dudaklarımıda ön plana çıkardığıma göre işlem tamam. Artık hazırım.

 

Her zaman sadelikten yana olmuşumdur ki özellikle bu son zamanlarda daha da arttı ben günlük hayatımda sadece var olan güzelliği ortaya çıkarmak adına küçük dokunuşlar yapıyorum e o kadarcıkta olmalı ama canım!

 Musmuslu Günler :)
  Tuğçe Ç.

HAYATTAN YENİ BİR MESAJINIZ VAR!





Güünnaaaayyydıın!

Oh mis gibi bahar mis gibi hava cıvıl cıvıl enerji sardı her yanımı :) doğal olarak bu enerji ve mutluluk kendime olan ilgime ve sevgimede yansıdı. Kendinizi sevin hemde çok sevin. En yanlış insan dahi olsanız bir çok yanlışta yapsanız sevmekten vazgeçmeyin. Hayatın geri dönüşü yok ama öne bakışı var. Geçmiş bitmişse, geleceği başlatın. Geçmişteki hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinize göre geleceğinizi ziyan etmekten vazgeçip yeni sabaha yeni hayata uyanır gibi uyanabilirsiniz. Kimseyi takmayın. Hayat takılacak bir yer olsaydı sonu olmazdı. Madem bir sonu var boşverin gitsin! :)

Hiç kimse ne tam doğrudur ne de tam yanlış. Birine karşı doğru olması diğer herkese doğru olduğu anlamına gelmez. Aynı zamanda birine yanlış yapanın herkese yanlış yaptığına inanmakta aptallık olur :) Kime göre neye göre denilen kavram boş yere çıkmadı ya!

Bir kere şunu kabul edelim hatasız kul olmaz! ondan sonra kendimize bakmadan başkasını eleştirmeyide bir kenara bırakalım. Demezler mi adama arkadaşım sen ne kadar doğrusunda beni eleştiriyorsun? derler. Desinler.

İnsanlar eleştirmeye bayılırlar çünkü bunu yaparken ruhları tatmin olur. O kötü ama ben iyiyim. O pislik ama ben temizim. Yok ya? Her insan başka pencereden bakar olaya. Başka pencereden baktığı gibi başka görür elbette. O yüzden çırpınmaya debelenmeye gerek yok illa kendi doğrumuzu başkasına kabul ettireceğiz diye. Bırak o yanlış bilsin yanlış yapsın senin ne kadar doğru olduğun ne belli?

Demem o ki, son birkaç aydır öğrendiğim en güzel şey sallamak oldu. Herşeyi herkesi. Bu hayatın bir sonu var ve herkesten büyük Allah var işte bu felsefeyle kim ne demiş umrumda olmuyor açıkcası. Bakıyorum yılanın başı gene kabarıyor ben gene sallıyorum. Oh ne rahatmış. kimse için doğru insan olmaya hata yapmaz insan rolü çizmeye gerek yok. insanım ben kardeşim hatalarımla insan. Çünkü her kötü deneyım bir mesaj barındıyor içinde ben mesajlarımı aldığıma göre ee bundan kime ne?

İnsanlar yanlışlarınızın içinde boğulun ister.
Siz ya boğulmayı ya da yeni güne kıyıda yüzmeyi öğrenerek başlarsınız.

Bugün yeni bir gün. Daha dik durun. Daha çok gülün. Daha az eleştirin.


                                                          TugceCalıskanerler*








7 Nisan 2015 Salı

MELEKLERLE YAŞAMAK / HAYATIMA KATTIKLARI MUCİZELER





Herkese Kocaman Kucak Dolusu Merhaba!

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim çok özel bir yazı var gündemimde. Okuduğum andan itibaren hayata bakış açımı iç huzurumu geliştiren ve beni mutlu hissettiren bir kitap.
Sevgili Beki İkala Erikli’nin kaleminden  Meleklerle Yaşamak. Ve kitabı okuduktan sonra hayatımda ki mucizeler. Uzun bir yazı olacak umarım sıkılmazsınız.




Bu kitabı elime almadan önce ne yalan söyleyeyim içinde yazanlarla ilgili en ufak fikrim ve bilgin yoktu ta kii okuyana kadar. Bazı kitaplar vardır öyle çok şey katar ki iyi ki okumuşum dedirtir. İşte bu da onlardan biri.  Ben tamamen kendi fikrim olarak beni gülümsetmeyen ya da hayal gücümü, bilincimi geliştirmeyen kitapları okumayı pek sevmiyorum. Kitabın iyisi kötüsü olmaz belki ama bu durum okuyucunun tarzı olduğu gerçeğini değiştiremez. Buda benim tarzım diyebiliriz.

Gelelim konumuza bu kitabı sevgili Elif ablam sayesinde keşfettim. Kendisi okuduğunu ve birçok mucizeye şahit olduğunu anlatınca hemen almak istedik annemle birlikte. 2014 yazı tatil dönüşü Antalya Havalimanındaki D&R mağazasından aldık. Tekrar söylüyorum İyi ki almışım…

Bildiğiniz üzere ben kitap özeti yazmıyorum yalnızca fikrimi anlatıyorum. Kitabın içinde bizimle olan bizi asla yalnız bırakmayan tabi ki Yüce Allah’ın vasıtasıyla biz istediğimizde bize yardım eden hayatımıza mucizeler sunan meleklerin varlığını anlatan öyle güzel şeyler yazıyor ki. Kapılıp gitmemek imkânsız. Biz istemeden koruyucu meleklerimizin hayatımıza asla müdahale edemediğinden de bahsediyor kitapta. Ayrıca her meleği teker teker anlatıyor birçok mucize hikâyeler olduğu gibi en önemlisi de asla yalnız olmadığınızı hissettiriyor. Ve size daha sağlıklı daha huzur dolu düşünmeyi vadediyor.

Aslında en güzel kısmı, meleklerin siz fark etmeden size nasıl işaretler nasıl mesajlar gönderdiğini, sizi nasıl önemsediğini en güzel biçimde yazmış sevgili Beki İkala Erikli.




Gelelim okuduktan sonraki mucizelere:


Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, ben gene de yanlış bir şeye kapılıp gitmemek adına biraz melekleri araştırmak farklı pencerelerden de dinlemek istedim ve sevgili Nihat Hatipoğlu hocanın Şu videosunu izledikten sonra artık Allah izin verirse meleklerin bize manevi açıdan yardım edebileceğini öğrendim ve kitabı öyle okudum.   


Benden önce annem okudu. Kitapta meleklerin en önemli işaretinin tüy olduğu yazıyor. Ve Meleklerin sizinle olduğunu anlamanız adına onlardan işaret isteyin ve bekleyin diyor. Annem harfiyen ve gönülden konuşmuş melekleriyle ertesi gün evin hiç olmayacak yerinde aniden bir tüy kondu bacağının üstüne. Şu anda sekiz dokuz tane tüyü var sakladığı. Annem her konuştuğunda mutlaka konar bir tüy önüne…

Bir sonraki örnek ise bir eşyasını kaybetmişti annem evin altını üstüne getirdik ama yok bulamadık. Daha sonra Meleklerinden Allah’ın izniyle yardım istedi. O sırada evden çıkmıştık geri döndüğümüzde gayet bariz bir yerde gözümüzün önünde duruyordu kaybettiği eşyası…







Ben ise, annemin bu olaylarına şahit olduktan sonra daha da gönülden alıp okumaya başladım kitabı inanarak ve yüreğimde hissederek. Bir süre okuduktan sonra çarşıya gitmem gerektiğinden kitabı kapatıp evden çıktım çıkmadan önce çoktan işaret istemiştim meleklerimden.
Yolda yürürken önüme baktığımda ayağımın altında bir tüy vardı. Yok ya dedim bu bildiğin kuş tüyü hiç annemin bulduğuna benzemiyor. Eğilip almadım ve yürümeye devam ettim. Bir süre sonra tekrar ayağımın altında bir tüy gördüm gene almadım. Ve tekrar ve tekrar inanması güç ama önüme baktığımda görmediğim tüyler başımı yere eğdiğimde önümde beliriyordu ta ki ben eğilip alana kadar. Eğildim aldım bir daha devam etmedi o an belki de bir kuşun benim meleğime vesile olabileceğini düşündüm.

Asıl hayatım boyunca asla unutamayacağım örneği ise şuydu, yaklaşık 2.5 yaşlarında geçirdiğim yüksek ateşten dolayı gözlerimin bozulmasıyla devamlı olarak gözlük kullanıyordum. Bir gün 6 aylık standart göz muayene günüm geldiğinde evden çıkmadan Allahıma ve koruyucu meleklerime dua ettim artık 21 yaşında olduğum için gözlükten sıkıldığımı gidip lens uyumu için muayene olacağımı ve sonucun olumlu çıkması için dua ettim bazı numaraların lense uymadığını bildiğimden uzun uzun dua ettim. Muayene sırası bana gelip artık içeri girdiğimde doktora durumu anlattım ve test için film çektirmek istediğimi söylediğimde doktorun tepkisi şu oldu…

‘’ Artık gözlük takmasına dahi gerek olmayan bir hasta neden lens ister ki? ‘’


O an şoka girdim inanamadım iyi ama benim sol gözüm hala bozuk? Daha sonra doktorum bana gerekli açıklamayı yaptı o gün bu gündür gözlüklerimi belki kitap okurken belki blog yazarken kullanıyorum.
Daha birçok şahit olduğum mucizeyi yazabilirim ama uzun bir yazının sizi sıkacağını düşündüğümden şimdilik burada sonlandırıyorum. Bu konuyla ilgili o günden sonra birçok kitap okudum, film izledim, videolar izledim. İnşallah onlarında yazısı yazıp geri kalan işaretlerimi ve mucizelerimi anlatacağım.

Ve kitaplardan sonra öğrendiğim en güzel şeyle kendimle barışmam oldu. Ben artık yalnız değilim meğer hiç değilmişim. Beni üzen, üzemeye çalışan, eleştiren, ağzından çıkanlara ayar veremeyenlere içimden sadece şunu söylüyorum ,

‘’ Senden Büyük Allah Var.’’

Sevgiyle kalın. 



                                                                    Tuğçe Çalışkanerler