19 Mart 2015 Perşembe

ORHAN PAMUK / BENİM ADIM KIRMIZI


Herkese bahar kokulu İzmir sabahından kocaman Günaydın!
Bugün uzun zamandır neredeyse bloğu açtığım günden beri yazmak istediğim ama bir türlü istediğimi somut hale getiremediğim yazımla karşınızdayım. Bugünün konuğu bayılarak okuduğum, bitirdikten sonra ‘meğer ben hiç roman okumamışım hep okuduğumu sanmışım’ dedirten ( tabi ki naçizane bakış açıma göre) bir eser,
 Orhan Pamuk / Benim Adım Kırmızı




2014 yılının Aralık ayında aldığım bir karar doğrultusunda 2015 yılının ilk haftası koştum gittim D&R mağazasına. Kendi kendime 2015 yılı benim için Türk ve Dünya klasiklerini tabir-i caizse yutacağım bir yıl olacak diye söz vermiştim. Ve ilk altı aylık stoğumu oluşturdum ilk haftadan. Hiçbir tavsiye almadan ilk kitaplarımı kendi iç dünyama göre seçtim. Aldığım kitaplar arasında ilk okuyacağım kitap olarak Nobel Ödüllü Benim Adım Kırmızı’da karar kıldım. Beni cezbeden ve ilk olarak seçmemene neden olan şey ise arka kısmında yazan şu yazı oldu:

‘’Türk romancısı Orhan Pamuk, Avrupa’ya roman nasıl yazılır, gösteriyor.’’
 Frankfurter Allgemeıne

Tam anlamıyla doğru. Bu roman şu zamana kadar okuduğum en iyi, en profesyonel kitap diyebilirim. Osmanlı’nın 1591 li yıllarında yaşayan nakkaşların ve hattatların hayatlarını konu alarak derlenmiş bu kitapta en çok sevdiğim şey, romanın sadece tek bir ağızdan anlatılmıyor oluşu. Romanda herkes hatta her şey dilleniyor. Aynı olayı farklı kişilerin ağzından da dinliyorsunuz. Ölüler, eşyalar hatta ve hatta şeytan dahi konuşuyor bu romanda.



Romanı okumakla kalmıyor, aynı zamanda nakkaş sanatı ve o dönem üzerine de genel kültür yüklemesi yapıyorsunuz kendinize. Romanda herkesin kendi sesinden konuştuğundan olsa gerek zaman zaman bende şu etkiyi yarattı:
Roma’nın başkahramanı olan Şeküre ve Kara arasındaki diyalogları okurken,
Şeküre ‘’Kara bey acaba şu durumu biliyor mu?’’ diye söylendiğinde içimden bir sesin,
 ‘’Dur bakalım birazdan Kara’dan öğreniriz.’’ dediğini duyar gibi oldum. Ve bu durum benim oldukça fazla hoşuma gitti. Kendimi bir filmin her sahnesini eksiksizce izler gibi hissettiğim oldu çoğu zaman.




Ben roman özetlerini yazıp yayınlamaktan hoşlanmıyorum. Amacım, kitap hakkındaki öznel görüşümü yazmak, fikir vermek. Ve bence bu kitap mutlaka alınmalı. Mutlaka okunmalı. Ben bu kitabı okuduktan sonra Orhan Pamuk’un bütün kitaplarını eksiksiz hepsini okuma kararı aldım.

Uzun lafın kısası, Şiddetle Tavsiye Edilir!



                                                              
*TugceCalıskanerler