4 Mart 2015 Çarşamba

...DEDİ BABAM



Hayatın bütün yükü benim omuzumda gibiydi. Git gide ağırlaşıyor, çıkılmaz bir hal alıyordu. Bunalıyorum, nefesim daralıyor ağlamak istiyordum. Yok bu böyle olmayacaktı gidip babamla konuşacaktım. Ben hiç mutlu değildim. Aksine günden güne içim eriyordu sanki.
Gittim. Babamın karşısına geçtim…
-Baba, hani şu güle oynaya girdiğim, girer girmez de iş hayatımın ilk gününden kendimi bir şey sandığım, işim var ya…
- Evet, güzel kızım…
- Heh işte! ben ondan, oradan ayrılmak istiyorum. Çok düşündüm iki hafta oldu ama, ben yapamıyorum. Bu işler okumaya benzemiyormuş baba.’’
 ‘’Benzemez elbette’’ dedi babam.
Oh ne ala anlıyorsun beni babacığım. Ben çıksam işten,  hayatta attığım ilk basamakta geri adım attığımı, iki hafta zor dayandığımı düşünmezsin değil mi babacığım?
-Sen benim ne düşündüğümü boşver. Benim sana diyeceğim, o işten çıkmayacaksın!
-Yapamıyorum işte neden anlamıyorsun?
‘’Yapacaksın!’’ dedi babam.
- Olmuyor işte. Oradaki herkes deneyimli yanlarında çok çömezim hiçbir şey bilmiyorum.
‘’Öğreneceksin!’’ dedi babam.
-Bir şey yapayım derken her şeyi elime yüzüme bulaştırıyorum batırıyorum işleri.
‘’ Önce eline yüzüne bulaştıracaksın. Sonra sol elinle sağ elini temizlemeyi öğreneceksin.’’ Dedi babam.
-Anlamıyorsun baba! Yapamıyorum çalışmak istemiyorum diyorum.
‘’Yapacaksın!’’
-Muzsuzum diyorum baba.
‘’Ağlamadan gülmek isteyecek kadar, şımarık olmayacaksın.’’ dedi babam.
‘’Çok sertsin, hiç beni düşünmüyorsun.’’ Dedim.
‘’Mantıklı düşünüp geleceğini tasarlıyorum.’’ dedi ve devam etti…

‘’Bak kızım, hayatta hiçbir şeye kolay sahip olunmaz. Emek vermeden, ekmek gelmez. Herkes iyi yerlere gelmek, kariyer sahibi o aranan kişi olmak ister. Ama o parmakla gösterilen insanlar nelerle uğraşmış, ne çabalar vermiş, ne zorluklar atlatmıştır kim bilir. Kimse bilemez elbette, ama bildiğim bir şey var ki oda onların pes etmeyen, düşüp yeniden kalkan, düşeceği yolu ezberleyen insanlar olduğudur. Yoksa neden parmakla gösterilsinler neden herkes tarafından aranan kişi olsunlar ki?

Hayatta hiçbir şey kolay değildir. Benim sana bugün vereceğim ödün, seni anlık mutlu edecek ama hayat boyu zora gelince kaçmayı öğretecek. O yüzden şimdi git her şeyi eline yüzüne bulaştırmaya devam et ama pes etme.’’ Dedi.

Söyledikleri beni hırslandırmış ancak yeterince tatmin edememişti çünkü istediğimi alamamıştım. Çünkü isteksizce yaptığım şeyden kurtulamamıştım.

Bugün bu konuşmanın üzerinden 4 yıl geçti. Ben bu sene mezun oluyorum baba. Alacağım şey diploma değil yalnızca. Bu dört yılda dersten daha çok şey öğrendim ben baba. Hani o nefret ettiğim elime yüzüme bulaştırdığım programlar var ya,  ben bugün onları gözü kapalı kullanıyorum, her sabah yüzüm gülerek evden çıkıyorum baba. Yapmaktan korktuğum şeylerin sorumluğu bugün benim üstümde. Hani o on beş dakika da yaptığım işler var ya, onların dakikası Bir’e indi baba. Sahi onları nasıl On beş dakikada yapıyorsam gülüyorum artık. Ben bu yıl mezun oluyorum, ama alacağım şey sadece diploma değil baba.  Bu günlerde yaptığım işler bile az gelir oldu daha ne okusam başka neyle uğraşsam nasıl aktif olsam diyorum işte bunlar hep senin sayende baba.

Sen iyi ki çok serttin. Meğer sen beni değil, ben seni anlamıyormuşum baba.



*TugceCalıskanerler
Babama...