7 Şubat 2015 Cumartesi

Mutluluğun Resmi Sensin



Ne büyük mutsuzluklar gizli koskoca hayatlarda,
Ne yüce mutluluklar gizli minicik detaylarda…



Günaydın!
Önce enerjisi bol bir hafta sonu diliyorum herkese. Sonra mutluluğu çok büyük şeylere bağlamamayı. Onun, çok klişe olsa da içimizde olduğunu hissettiğimiz bir hafta sonu.

Ne paraya, ne eşyaya ne de herhangi bir insana bağlamayın mutluluğunuzu.  Önce kendiniz mutlu olun, kendiniz gülün, kendi hayatınızı güzelleştirin. Siz güzel gülerseniz ayna misali yansır güzelliğiniz, güzel gülüşleriniz, tatlı sözleriniz…
Böylece fazlalaşır çevreleriniz, güzelleşir  sohbetleriniz, farklılaşır bakışlarınız.
Biz en büyük hatayı mutluluğumuzu başka insanlara bağlayarak yaparız. Hayatımıza biri girsin isteriz, pembe hayaller kurar, mükemmel bir aşık tasarlarız kendimizce. Anlayışlı, sevecen, sıcakkanlı, düşünceli, kibar, konuştuğunu bilen, ağır, yaş arttıkça meslek sahibi olan biri. İnsandan insana farklılaşan beklentiler…
Ah… Böyle biri girse hayatıma, ne de mutlu oluruz birlikte…
Şunu da yaparız bunu da.
Şuraya da gideriz buraya da.
Ve girer hayatımıza o mükemmel insan…

Eğer sen kendi içinde mutlu biriysen, kendini koşullar ne olursa olsun mutlu hissedebilen biriysen amenna.
Peki ya mutluluğunu sadece gelen kişiye bağladıysan?  İşte onun sonu genelde hüsran.
İnsanlar değişir, farklılaşabilir ya da hiçbir şey beklediğin gibi gitmeyebilir. Hayalini kurduğun yaşamı, karşında ki farklı hayal etmiş olabilir. Kendi hayallerini üzerine giydirmeye çalıştığın kişi, o kalıba girmek istemeyebilir.
Böylece mutluluğunu bağladığın sebep mutluluktan çıkar, yerini alır kaybetme korkusu…
Ve sen kaybetme korkusuyla mutlu değil, yalnızca paranoyak olabilirsin. O olmazsa ben nefes alamam dersin, yaşayamam dersin…
Deme!
Nefeste alırsın, yaşarsın da…
Zamane koşullarında, hayatımıza giren insanlar bizi dünyanın en mutlu insanı haline getirmez. Çıkanlarda en mutsuz insanı yapmaz. Bu yalnızca bir süre hayat akışımızı ve mutluluk derecemizi değiştirir hepsi bu. Belki biraz despotça gelebilir kulağa ama evet, bu böyledir. Mutluluğun yalnızca kendimize bağlı olduğunu bilmediğimiz sürece mutlu olmayı bekleyemeyiz, anlık mutluluklarla kendimizi tatmin ederiz yalnızca. Ve o elimizden uçtuğu an…
En isyankar insana dönüşebiliriz. En negatif, en zor, en bunaltıcı insana.

Hayatımız boyunca güzel olmaya çalışırız daha güzel daha bakımlı daha hoş daha daha daha...
Karşımızdakiler bizi hep güzel görsün isteriz.Güzel giyinmek, güzel kokmak isteriz.Bunları yaparken de gözümüzle gördüğümüz şeyleri güzelleştirmeyi unuturuz. kendi baktıklarımızı,kendi kullandıklarımızı,kendi yediklerimizi...
Biz aslında kendi dünyamızı güzelleştirmeyi unuturuz çoğu zaman.Oysa ne büyük mutluluklar gizlidir minik detaylarda...
İnsanlar nasıl sıcakkanlı insanların yanlarında kendilerini daha rahat ve huzurlu hissediyorsa,
aynı şekilde kendi içinde pozitif ve mutlu olan bir insanla da daha yakın ve sevecen olacaktır.
Ve aslında sizin bir şey yapmanıza gerek kalmadan onlar sizinle vakit geçirmek isteyeceklerdir.

Demem o ki;

İnsanları mutlu etmek için kendinizi parçalamayın.
Var olan mutluluğunuzu, insanlarla paylaşın…
Çünkü mutluluğun resmi sensin.
Sen kendi içinde mutlu olmadığın sürece, kimseyi mutlu edemez ve mutlu bir hayat bekleyemezsin...

Mutlulukta mutsuzlukta ayna misali geri yansıcaktır. İçtiğimiz bir bardak suyun bile boğazımızdan nasıl geçtiğini hissettiğimiz, sırf bunun için bile minnet duyduğumuz keyifli hafta sonları olsun…


MUTLU GÜNLER  :)




                *Tugcecalıskanerler